SSÇ'lar hakkındaki duruşmaların kapalı olması


Esas No:2011/331
Karar No:2012/69
K. Tarihi:


Özet:

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin birinci maddesinde; "18 yaşına kadar her insanın çocuk olduğu" ve sözleşmenin 40. maddesinin 2. fıkrasının ( b ) bendinde ise; "suça sürüklenen çocuğun kovuşturmanın her aşamasında özel hayatının gizliliğine saygı gösterilmesi hakkına sahip bulunduğu" şeklinde yer alan düzenlemelere 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CYY ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasalarında yer verilmesi ve suça sürüklenen çocukları korumaya yönelik olarak alenilik ilkesinin istisnasını oluşturan zorunlu kapalılık uygulamasının suça sürüklenen çocuklardan yalnızca 12-15 yaş grubunda bulunanları değil, 15-18 yaş grubunda bulunanlarda dahil olmak üzere tümünü kapsayacak şekilde genişletilmesi karşısında, yerel mahkemenin yapmış olduğu uygulamanın sonradan yürürlüğe giren yasal düzenlemelere uygun olduğu anlaşılmakta olup bu sebeple direnme hükmü onanmalıdır.


 

DAVA : Nitelikli yağma suçundan sanık Hasan 'ın 5237 sayılı 149/1-c, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.03.2006 gün ve 1668-148 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 12.02.2008 gün ve 21495-1544 sayı ile;

 

"... 15 yaşını bitirmiş olan sanık hakkında, savunmasının alınıp, yakınanın dinlendiği 10.03.2005 tarihli oturumun gizli yapılması suretiyle 1412 sayılı CMUK'nun 375. maddesine aykırı davranılması ve böylece savunma hakkının sınırlandırılması...",

 

İsabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

 

İzmir 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince 30.06.2008 gün ve 106-438 sayı ile;

 

"... Anayasanın 90. maddesinde 07.05.2004 tarih ve 5170 sayılı Y**** *** yapılan değişikliğe göre usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletler arası anlaşmaların kanun hükmünde olduğu ve milletlerarası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası anlaşma hükümlerinin esas alınacağı açıkça yazılmış olmasına ve Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Devletler Sözleşmesinin 1. maddesinde çocuk tarifinin 18 yaşını bitirmemiş kişiler olarak yapıldığı ve bunlar hakkındaki yargılamanın gizli olacağına dair genel hüküm ile ve Çocuk Adalet sistemi kurullarını düzenleyen Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları ( Pekin Sözleşmesi ) ve buna paralel düzenleme getiren 03.07.2005 tarih ve 5395 sayılı ÇKK'da yer alan gizlilik temel ilkesi ve CMK'nın 185. maddesinde de 18 yaşını doldurmamış sanıkların duruşmalarının kapalı olarak yapılacağı hususu yönünde hükümler getiren düzenlemeler bulunduğu gibi milletlerarası sözleşme arasında bir çelişki ve çatışma söz konusu olduğunda milletlerarası sözleşmenin iç hukuka göre üstün tutulacağı, nitekim Temmuz 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda çocuğun tarifinde yaşın 2253 sayılı yasadan farklı olarak Çocuk Hakları Devletler Sözleşmesine paralel olarak 18'e çıkarıldığı ve 18 yaşını bitirmemiş çocuklara ilişkin yargılamanın gizli yapılacağına dair özel hüküm konulduğu, ayrıca bu hususun temel haklar ve özgürlüklere ilişkin bulunduğu şüphesiz olup bu nedenle mahkememizce Anayasanın 90. maddesindeki değişikliğin duruşmanın yapıldığı 10.03.2005 tarihli oturumda uygulanması suretiyle 18 yaşını bitirmemiş çocuk hakkındaki yargılamanın gizli yapıldığı...",

 

Gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.

 

Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C**** *** "onama" istemli 27.09.2011 gün ve 58589 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

 

KARAR : Sanığın nitelikli yağma suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 15-18 yaş grubunda yer alan sanığın mahkemece savunmasının alındığı 10.03.2005 tarihli oturum ile 07.04.2005 tarihli oturumun kapalı yapılmasının yasaya aykırılık oluşturup oluşturmadığının belirlenmesine ilişkindir.

 

İncelenen dosya içeriğinden;

 

11.09.1987 doğumlu olup, suç tarihi itibariyle 17 yaşı içerisinde bulunan sanık Hasan hakkında 28.09.2004 tarihinde işlediği iddia olunan yağma suçundan 765 sayılı TCY'nın 495/1, 522 ve 55/3. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle İzmir Çocuk Mahkemesine kamu davası açıldığı,

 

İzmir Çocuk Mahkemesince, sanığın savunmasının alındığı ve şikayetçinin dinlendiği 10.03.2005 ve 07.04.2005 tarihli oturumların Anayasanın 90 ve Çocuk Hakları Sözleşmesinin 1. maddesine dayanılarak kapalı yapıldığı,

 

5271 sayılı CYY ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasası yürürlüğe girdikten sonra 20.07.2005 ve 31.10.2005 tarihlerinde kapalı yapılan oturumlar sonucunda dosyanın Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine devrine karar verildiği, İzmir 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince 07.12.2005 tarihli oturumun da kapalı yapıldığı,

 

27.03.2006 tarihinde açık yapılan oturum sonucunda sanığın mahkumiyetine karar verildiği, hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edildiği, Özel Dairece direnmeye konu bozma kararının verildiği,

 

Anlaşılmaktadır.

 

Anayasamızın 141. maddesinde "mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır" ifadesiyle, adil yargılanma hakkının bir gereği olarak duruşmaların açık yapılması gerekliliği hükme bağlanmıştır. Yargılamanın aleniliği ilkesi ceza yargılamasının temelini oluşturan ilkelerden birisi olmakla birlikte, bu ilke mutlak ve istisnasız değildir.

 

Yargılamanın aleniliği ilkesi, gizli yargılamaların sakıncalarını gidermeyi, mahkeme kararlarına güveni sağlamayı ve adil bir yargılamayı güvence altına almayı amaçlarken, aleniyet ilkesinin istisnasını oluşturan zorunlu kapalılık ise suça sürüklenen çocuğu korumayı amaçlamaktadır.

 

Uyuşmazlığın konusunu oluşturan 1412 sayılı CYUY'nın "Mecburi gizlilik" başlıklı 375. maddesi; "On beş yaşını henüz bitirmemiş olan çocuklara ait duruşma mutlaka gizli olur. Hüküm dahi gizli tefhim olunur" şeklinde iken,

 

5271 sayılı CYY'nın "Zorunlu kapalılık" başlıklı 185. maddesi; "Sanık onsekiz yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır" şeklinde düzenlenmiş ve alenilik ilkesinin istisnasını oluşturan zorunlu kapalılığın uygulama alanı suça sürüklenen çocuklar lehine genişletilmiştir.

 

CYY'nın 185. madde gerekçesinde; "küçük yaştaki çocuklara ait yargılamanın aleni olması bunların fikir ve muhakemeleri ve intikalleri üzerinde çok fena tesirler husule getirebilir" denilmek suretiyle, zorunlu kapalılığın amacının alenilik ilkesinin ihlali olmayıp, suça sürüklenen çocuğu korumak olduğu açıkça ifade edilmiştir.

 

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasası ile 15.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasında, gerek taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler, gerekse yargılama yasalarının bireyi ve çocuğu koruma siyasetinin bir sonucu olarak, suça sürüklenen çocukları koruma altına alan pek çok hükme yer verilmiştir. Bu kapsamda yasa koyucu 1412 sayılı CYUY'da 15 yaşından küçük sanıklar için öngörülen zorunlu kapalılık uygulamasını genişleterek, CYY'nın 185. maddesinde 18 yaşından küçük sanıklar için zorunlu kapalılık sistemini benimsemiştir.

 

Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

 

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin birinci maddesinde; "18 yaşına kadar her insanın çocuk olduğu" ve sözleşmenin 40. maddesinin 2. fıkrasının ( b ) bendinde ise; "suça sürüklenen çocuğun kovuşturmanın her aşamasında özel hayatının gizliliğine saygı gösterilmesi hakkına sahip bulunduğu" şeklinde yer alan düzenlemelere 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CYY ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasalarında yer verilmesi ve suça sürüklenen çocukları korumaya yönelik olarak alenilik ilkesinin istisnasını oluşturan zorunlu kapalılık uygulamasının suça sürüklenen çocuklardan yalnızca 12-15 yaş grubunda bulunanları değil, 15-18 yaş grubunda bulunanlarda dahil olmak üzere tümünü kapsayacak şekilde genişletilmesi karşısında, yerel mahkemenin yapmış olduğu uygulamanın sonradan yürürlüğe giren yasal düzenlemelere uygun olduğu anlaşılmaktadır.

 

Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün isabetli olduğuna ve dosyanın esastan incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.

 

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle,

 

1-) İzmir 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 30.06.2008 gün ve 106-438 direnme hükmünün isabetli bulunduğuna,

 

2-) Dosyanın, esastan incelenerek bir karar verilmesi için Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 28.02.2012 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.