1. Karar Arama
  2. Yargıtay Karar Arama

Kıdem ve ihbar tazminatı hesabında esas alınacak ücret kesin hüküm

Emsal karar arama için en iyi seçenek Hukuk Medeniyeti Karar Arama sayfamıza ulaşmak için tıklayınız...

Özet:

Davacı vekili, davacının Toplu İş Sözleşmesinden yararlanması gerektiği gerekçesi ile fark ücret ve diğer işçilik alacaklarının tahsili için dava açmış ve davanın kabulüne dair karar bu davadan önce kesinleşmiştir. Davacı işçi ilk açtığı kıdem ve ihbar tazminat davasında, fiilen ödenen giydirilmiş ücrete göre belirlenen kıdem ve ihbar tazminatını kısmen talep etmiş ve yargılama sırasında bu ücrete göre belirlenen tüm tazminatı ıslah ile arttırmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde Toplu İş Sözleşmesine göre belirlenecek ücrete göre tazminat isteğini saklı tuttuğuna göre, ilk kesinleşen davanın kesin hüküm oluşturduğundan söz edilemez.


Esas No:2010/1409
Karar No:2011/9747
K. Tarihi:4.4.2011

YARGITAY KARARI

Davacı vekili, davalı işveren hakkında açtıkları ilk davada hüküm altına alınan kıdem ve ihbar tazminatının bordrodaki ücret üzerinden tespit edildiği, ancak davacının Toplu İş Sözleşmesinden yararlanması gerektiğini belirterek, tazminata esas ücretin değişmesi halinde dava açma haklarını saklı tuttuklarını, Toplu İş Sözleşmesinden yararlanma davasının sonuçlandığını, ücretin değiştiğini, fark kıdem ve ihbar tazminatı doğduğunu belirterek, belirlenen ücrete göre fark kıdem ve ihbar tazminatının davalı işverenden tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.


Davalı vekili, davacının tüm alacağının kesinleşmiş yargı kararı ile ödendiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.


Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının bu dava ile talep edilen döneme ilişkin kıdem ve ihbar tazminatını Dörtyol İş Mahkemesine açtığı 2001/186 esas sayılı dava da talep ettiği, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu ve daha sonra davayı ıslah ederek müddeabihi arttırdığı ancak ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, aynı çalışma dönemine ilişkin olarak yeniden kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.


Davacı vekili, ilk davada tazminatın fiilen ödenen ücret üzerinden belirlendiğini, oysa davacının Toplu İş Sözleşmesinden yararlanma ihtimali nazara alınarak haklarının saklı tutulduğunu, yargılama sırasında ise miktar yönünden ıslah edildiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.


Belirtmek gerekir ki, tarafları aynı, dava konusu ve sebebi aynı olan iki davanın bulunması halinde, davalar derdestse iki davadan, biri kesinleşmiş ise yanı konuda kesin hükmün varlığından söz edilir. Kesin hüküm bir dava şartıdır.


Kesin hüküm kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. Dava konusunun aynı olması için istenen tüm alacağın hüküm altına alınması veya eksik istenmiş ise dava ve talep haklarının saklı tutması gerekir.


Dosya içeriğine ve kesinleşen kıdem ve ihbar tazminatı dosyasındaki dava dilekçesine göre davacı vekili, dava dilekçesinde açıkça “davacının Toplu İş Sözleşmesinden yararlanma ihtimali bulunduğunu, tazminatlarının belirlenecek ücrete göre değişeceğini belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş, yargılama sırasında fiilen ödenen giydirilmiş ücrete göre belirlenen kıdem ve ihbar tazminat miktarlarını ıslah ile arttırmış ve arttırılan miktarla hüküm altına alınmıştır. Bu arada davacı vekili, davacının Toplu İş Sözleşmesinden yararlanması gerektiği gerekçesi ile fark ücret ve diğer işçilik alacaklarının tahsili için dava açmış ve davanın kabulüne dair karar bu davadan önce kesinleşmiştir. Davacı işçi ilk açtığı kıdem ve ihbar tazminat davasında, fiilen ödenen giydirilmiş ücrete göre belirlenen kıdem ve ihbar tazminatını kısmen talep etmiş ve yargılama sırasında bu ücrete göre belirlenen tüm tazminatı ıslah ile arttırmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde Toplu İş Sözleşmesine göre belirlenecek ücrete göre tazminat isteğini saklı tuttuğuna göre, ilk kesinleşen davanın kesin hüküm oluşturduğundan söz edilemez. Islah dilekçesinde bu isteğin tekrar saklı tutulmasına gerek yoktur. Zira ıslah edilen miktar fiilen ödenen ücrete göre belirlenen tazminatlardır. Davanın konusu değişmemiştir. Davanın kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.


SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA<karar>, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04/04/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Bilmeniz halinde fark yaratacak kararlar

Sahte fatura kullanımı - tarafları arasında oluşan maddi ve hukuki ilişkinin gerçek mahiyetinin araştırılması gerektiği - vergi cezası

DAVA VE KARAR:  Davacı hakkında bir kısım alışlarını sahte faturalarla belgelendirdiği yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden 2002/Ocak-Mart dönemlerine ilişkin olarak re’sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile kesilen özel usulsüzlük

Şikayet reddedilse de icra mahkemesinin tedbir kararı HMK 397/2 maddesi gereğince aksi belirtilmediği sürece karar kesinleşene kadar devam eder.

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi  tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunu

Kira - Tahliye - İcra Takibi - Damga vergisi

ŞikayetYukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 26.maddesi uyarınca; “Resmi da