1. Karar Arama
  2. Yargıtay Karar Arama

Kat mülkiyetinde ve site mülkiyetinde yöneticinin temsil yetkisine giren işlerden dolayı icra takibi - taraf sıfatı

Emsal karar arama için en iyi seçenek Hukuk Medeniyeti Karar Arama sayfamıza ulaşmak için tıklayınız...

Özet:

Kat mülkiyetinde ve site mülkiyetinde yöneticinin temsil yetkisine giren işlerden dolayı üçüncü kişilerle yaptığı sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda, aktif ve pasif dava ehliyeti bulunmakta olup bu kural icra takibini de kapsar. Bu nedenle site yönetiminin borçlu yazıldığı senedin tahsili için site yönetimine icra takibi yapılabilir.


Esas No:2014/7028
Karar No:2014/9237
K. Tarihi:31.3.2014

Alacaklı tarafından borçlu aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, örnek 10 ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun İcra Mahkemesi'ne yaptığı başvuruda borca itiraz ettiği, Mahkemece 21.09.2011 tarihinde verilen kararla, bono metninde “....bedeli malen...” ibaresinin bulunduğu ve alacağın tahsilinin yargılamayı gerektireceği gerekçesi ile itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın Dairemizin 16.10.2012 tarih, 2012/12670 E.-2012/2979 K. İlanı ile senet üzerinde yer alan bu kaydın senedin bono vasfını etkileyemeyeceği belirtilerek borca itiraz nedenlerinin incelenmesi için bozulduğu, bozma ilamı sonrası mahkemece yapılan yargılama sonunda, takip borçlusunun tüzel kişiliğinin ve takipte taraf ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile İİK'nin 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.

634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 38. maddesi gereğince yönetici kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumludur. Bir davada veya takipte kimlerin taraf olacağı nasıl temsil edileceği ise HMK Avukatlık Kanunu,

B.K'nın vekalet akdine ilişkin hükümlerinde düzenlenmiş bulunmakta-dır.Bu hükümlere uygun temsil yetkisi olmadıkça yöneticinin, 634 Sayılı Yasa'da sayılanlar dışında kat maliklerini temsil yetkisi olmadığından, apartman yöneticiliğinin hakkında icra takibi yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Ancak, 634 Sayılı Yasanın 35.maddesinde yöneticinin görevleri ayrı ayrı gösterilmiştir.Bu görevler ana gayrimenkulun yönetimi ile ilgili olup, yönetimin gerektirdiği ortak giderleri yapmak yetkisini de içermektedir.Yöneti-ci, yasadan aldığı temsil yetkisine dayanarak çeşitli sözleşmeler kurabilir. İşte bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda yönetici dava açabileceği gibi, yöneticiye karşı da dava açılabilir.Şu husus ta belirtilmelidir ki yönetici, vekaletname ile tayin edilen bir vekil gibi değildir.Yasal bir temsilci olup yetkisini yasadan almaktadır.Bu sıfatla yaptığı sözleşmeden dolayı kendisine husumet yönetilebilir.

Öte yandan kat malikinin veya kat malikleri kurulunun ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunmaması, yöneticinin özel kanundan doğan temsil yetkisini ortadan kaldırmaz. Sonuç olarak denilebilir ki, yöneticinin temsil yetkisine giren işlerden dolayı üçüncü kişilerle yaptığı sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda, aktif ve pasif dava (icra takibi)ehliyeti bulunmaktadır. Aksinin benimsenmesi durumunda ise, bu kez üçüncü kişilerin yönetici ile sözleşme yapmaktan kaçınacakları ve bundan kat maliklerinin zarar görecekleri kuşkusuzdur.

Öte yandan, 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20. maddesi hükmüne göre kat maliklerinin her biri, kapıcı giderlerinden (ücret, sigorta primi, kıdem tazminatı, mantolama v.s.) yönetim planında veya kat malikleri kurulunca verilmiş bir kararda başka türlü bir hüküm bulunmadıkça diğer kat malikleri ile birlikte eşit olarak sorumludur.

Somut olayda icra takibine dayanak yapılan bononun keşidecisinin Ç. Orman Evleri Yönetimi olduğu, takipte borçlu olarak da Ç. Orman Evleri Yönetimi'nin gösterildiği görülmektedir.Bu durumda alacaklının, 634 Sayılı Yasa'nın 35. maddeine göre site yönetimi hakkında takip yapmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.

O halde mahkemece borca ititraz nedenlerinin incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ

Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nin 366 ve HUMK'un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Bilmeniz halinde fark yaratacak kararlar

Şirket adına çek ciro etme yetkisinin sözlü verildiği iddiası ispatlanabilir ise sahtecilik suçunun oluşumunu engeller

Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 11. Ceza Dairesi Mahkemesi : ANKARA 6. Ağır CezaGünü : 05.06.2007 Sayısı : 264-181 Davacı : K.H.Sanık : Orhan Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık Orhan ’in lehe kabul edilen 765 sayılı TCK’nun 342/1 ve 59/2. maddeleri uyarınca

Malların teslimi usulen kanıtlanmadan faturaların davacının kendi defterlerinde kayıtlı olması tek başına malın teslim edildiğinin kanıtı olarak kabul edilemez.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.- K A R A R -Davacı vek

icra müdürünün tebligat yapılan kişilerin varlığını araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı -hatalı tebligat - bakanlığa açılan dava -görev

Davacı M.. S.. vekili Avukat S.. B.. tarafından, davalılar T.C. Posta Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü vdl. aleyhine 19/12/2006 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/06/2012 günlü kararın Yargıtay’ca