1. Karar Arama
  2. Yargıtay Karar Arama

İş kazası • bakiye ömür • maddi tazminat ilk peşin değer • manevi tazminat

Emsal karar arama için en iyi seçenek Hukuk Medeniyeti Karar Arama sayfamıza ulaşmak için tıklayınız...

Özet:

İş kazasından doğan maddi tazminat davasında kazaya maruz kalan işçinin bakiye ömrü kaza tarihi itibariyle PMF Yaşam Tablosuna göre belirlenecektir.

Hesaplanan maddi tazminattan; kazaya maruz kalan işçiye SGK tarafından iş kazası sebebiyle bağlanmış olan ilk peşin değirinin ve kurumun işçiye ödediği iş göremezlik ödeneğinin SGK tarafından işverene rücu edilebilir kısımlarının indirilmesi gerekir.


Kaza sonucunda % 31.1 oranında işgücü kaybına uğrayan ve kusuru oranı % 20 işçi için takdir edilen 20.000, 00 TL manevi tazminat azdır.


Esas No:2013/17973
Karar No:2014/1797
K. Tarihi:10.2.2014

KARAR

1-    Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı A. Elektropanc Elektromekanik San. Müh. Taah. Ve Tic.A.Ş.'nin tüm; davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,

2-    Dava, geçirdiği iş kazası neticesinde yaralanan işçinin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Kazalı işçinin, geçirdiği iş kazasında % 31, 1 oranında sürekli iş görmezliğinin; % 20 oranında kusurunun bulunduğu; davalı işverenin ise % 80 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Mahkemece, davalı SGK'ya yönelik davanın husumet yokluğundan reddine; davacının, maddi zararının davalı SGK tarafından bağlanan gelirle karşılanması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddi ile 20.000, 00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı işverenden alınıp, davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

A- Maddi tazminat talebi yönünden;

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, hükme esas alınan ve içeriğinden 2013 yılında düzenlendiği anlaşılmakla birlikte, üzerinde düzenlenme tarihi yer almayan hesap raporunda, dairemizin yerleşik içtihatlarına aykırı olacak şekilde davacı işçinin bakiye ömrünün PMF 1931 yaşam tablosu yerine, CSO 1980 adlı başka yaşam tablosu kullanılarak hesaplandığı ve yine iş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında uygulanan dairemizce kabul gören hesaplama yönteminin dışına çıkılarak, sigorta hukukunda uygulanan başkaca bir hesaplama yönteminin kullanıldığı; buna göre işlemiş - işleyecek ile aktif - pasif dönen ayrımları yapılmaksızın maddi zararı hesabı yapıldığı bilinen toplam zarardan Borçlar Kanun'un 55. maddesine aykırı olarak kurumca belirlenen ilk peşin sermaye değeri ve sosyal yardım zammının tamamının mahsup edildiği anlaşılmaktadır.

Bu haliyle uyuşmazlık maddi tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Tazminatın saptanmasında zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş göremezlik ve karşılık kusur oranları, S.G.K. tarafından bağlanan peşin sermaye değeri tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Tazminat miktarının PMF yaşam tablosuna göre işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü ise söz götürmez. Bu verilere göre dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun şekilde aktüerya uzmanından hesap raporu görüşleri, kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 Sayılı Kanun'un 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.

Davaya konuya iş kazası, 5510 Sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce meydana geldiğinden, kurumca rücu edilebilen peşin değer 506 Sayılı Kanun'un 26. maddesine göre belirlenmelidir. İşverenin 506 Sayılı Kanun'un 10 maddesine dayanan sorumluluk hali, kendisinin zamanında bildirimde bulunmamasından kaynaklandığından, hiç kimse kendi kusurundan yararlanamayacağından, bu hale dahi 26. maddeye göre rücu edilebilen miktar kadar indirim yapılması gerekecektir.

Anayasa Mahkemesinin 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gaze-te'de yayınlanan 23.11.2006 gün ve E: 2003 / 10, K: 2006 / 106 sayılı kararı ile 26. maddedeki “ Sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarda sınırlı olmak üzere. ” bölümünün Anayasa aykırılık iptaline karar verilmiştir. 26. maddedeki anılan cümlenin iptali ile kurumun rücu hakkının yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı yada hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında rücu davasında, ilk peşin değerli gelirin tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerekir.

Yapılacak iş; uzman hesap bilirkişiden yukarıda belirtilen prensiplere uygun şekilde hesap raporu aldırılması; bu rapora göre belirlenen toplam zarardan, davacı işçiye S.G.K. tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin ve varsa kurumdan sorularak tespit edilecek geçici iş göremezlik ödeneğinin davalı işverene rücu edilebilir kısımlarının tenzili sonucu karşılanmayan zararın tespit edilmesi ile sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.

B- Manevi tazminat talebi yönünden ise;

Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/ 7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlarda açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde gösterilmelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06.2004, 13/291 - 370 )

Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen 20.000, 00 TL manevi tazminat azdır.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ

Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılardan AE Arma Elektropanc Elektromekanik San. Müh. Taah. Ve Tic.A.Ş.'ne yükletilmesine, 10.02.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.


Bilmeniz halinde fark yaratacak kararlar

Şirket adına çek ciro etme yetkisinin sözlü verildiği iddiası ispatlanabilir ise sahtecilik suçunun oluşumunu engeller

Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 11. Ceza Dairesi Mahkemesi : ANKARA 6. Ağır CezaGünü : 05.06.2007 Sayısı : 264-181 Davacı : K.H.Sanık : Orhan Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık Orhan ’in lehe kabul edilen 765 sayılı TCK’nun 342/1 ve 59/2. maddeleri uyarınca

Kat mülkiyetinde ve site mülkiyetinde yöneticinin temsil yetkisine giren işlerden dolayı icra takibi - Taraf sıfatı

Alacaklı tarafından borçlu aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, örnek 10 ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun İcra Mahkemesi'ne yaptığı başvuruda borca itiraz ettiği, Mahkemece 21.09.2011 tarihinde verilen kararla, bono metninde “....bedeli ma

Kesinleşmeden icraya konulamayacak kararlar

Taraflar arasındaki “şikayet” kanun yolundan dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 11.İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 22.03.2013 gün ve 2013/294 E., 2013/251 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçiler vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.11.