İTHALAT - USULSÜZLÜK CEZASI - ALICI İLE SATICI ARASINDAKİ İLİŞKİ


Esas No:2010/10241
Karar No:2013/3258
K. Tarihi:11.6.2013


Özet:
Davacı ile satıcı firma arasında yapılan ithalatçı sözleşmesinde yer alan hükümlerin ilgili mevzuat bağlamında değerlendirilmesinden ortada anılan düzenlemelerin aradığı anlamda bir ilişkinin mevcut olmadığı; diğer bir ifadeyle, ceza kesilebilmesi için yasada aranan koşulların gerçekleşmediğinin anlaşılması karşısında, satıcı ile olan ilişkinin beyan edilmediğinden bahisle usulsüzlük cezası kesilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı hakkında.




Temyiz İsteminde Bulunan : … Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş.

Karşı Taraf : Gümrük ve Ticaret Bakanlığı adına Gebze Gümrük

Müdürlüğü

İstemin Özeti: Davacı adına tescilli muhtelif tarihli 513 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesiyle gerçekleştirilen ithalatlarda, satıcı ile olan münasebetin beyan edilmediğinden bahisle, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 241'inci maddesinin 3'üncü fıkrasının (b) bendi uyarınca karara bağlanan usulsüzlük cezasına vaki itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davayı; dosyanın incelenmesinden, davacı ile satıcı firma arasında yapılan ithalatçı sözleşmesinde, davacının, satıcıdan önceden yazılı izin almadıkça Volkswagen marka haricinde yeni bir markanın araçlarını doğrudan ve dolaylı olarak pazarlayamayacağı; sözleşme ürünlerini sadece satıcıdan temin edeceği; satıcının sözleşme içeriği eşya ile ilgili olarak çalışma saatleri içinde davacı şirketin depo, ambar ve tesislerine girebileceği, bu hususlarla ilgili her türlü kaydını ve gelir bilançosunu istemeye ve incelemeye yetkili olduğu; ithalatçının (davacı) kendisinin satış fiyatlarını ve perakende ağı tarafından kullanılacak olan perakende fiyatlarını satıcı ile mutabakat içerisinde belirleyeceğinin belirtildiği; anılan hükümler ile sözleşmenin genelinden, satıcı firmanın davacı şirketi, sözleşme içeriği eşyanın alışı, satışı ve diğer faaliyetlerle ilgili olarak denetleme, yönlendirme ve sözleşme konularıyla sınırlı olmak üzere kontrol etme hakkına sahip olduğunun anlaşılması karşısında satıcı ile alıcı arasında Gümrük Yönetmeliğinde belirtilen şekilde bir ilişkinin bulunduğu sonucuna varıldığından, söz konusu ilişkiyi beyan etmemek suretiyle usulsüzlük fiilini işlemesi nedeniyle davacı adına ceza kesilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden Kocaeli Birinci Vergi Mahkemesinin 6.10.2010 gün ve E:2010/1892; K:2010/2886 sayılı kararının; ilişki ve kontrol terimlerinin davalı İdarece yanlış yorumlandığı; davacı ile satıcı arasında Gümrük Yönetmeliğinde tanımlanmış şartları taşıyan bir ilişki bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.

Tetkik Hakimi Selim GÜNDOĞDU'nun Düşüncesi : Olayda; davacı ile satıcı firma arasında yapılan ithalatçı sözleşmesinde yer alan hükümlerin ilgili mevzuat bağlamında değerlendirilmesinden, ortada anılan düzenlemelerin aradığı anlamda bir ilişkinin mevcut olmadığı; diğer bir ifadeyle, ceza kesilebilmesi için yasada aranan koşulların gerçekleşmediğinin anlaşılması karşısında, satıcı ile olan ilişkinin beyan edilmediğinden bahisle usulsüzlük cezası kesilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığından temyiz isteminin kabul edilerek mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.



TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Temyiz başvurusu; davacı adına tescilli muhtelif tarihli 513 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesiyle gerçekleştirilen ithalatlarda, satıcı ile olan münasebetin beyan edilmediğinden bahisle, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 241'inci maddesinin 3'üncü fıkrasının (b) bendi uyarınca karara bağlanan usulsüzlük cezasına vaki itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davayı reddeden mahkeme kararının bozulması istemine ilişkindir.

4458 sayılı Gümrük Kanununun 241'inci maddesinin 1'inci fıkrasında, bu Kanunda ayrı bir ceza tayin edilmiş haller saklı kalmak üzere, bu Kanuna ve bu Kanunda tanınan yetkilere dayanılarak çıkarılan ikincil düzenlemelerle getirilen hükümlere aykırı hareket edenlere söz konusu düzenlemelerde açıkça öngörülmüş olması kaydıyla altmış Türk lirası usulsüzlük cezası uygulanacağı; 3'üncü fıkrasının (b) bendinde ise, vergi kaybı doğurmamasına karşın, 24'üncü maddeye göre birbirleriyle ilişkisi bulunan kişiler arasında bir satış işlemi olması ve bu ilişkinin beyan edilmemesinin usulsüzlük olarak tanımlandığı ve bu halde 1'inci fıkrada belirtilen miktarın iki katı tutarında ceza kesileceği; olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga Gümrük Yönetmeliğinin 48'inci maddesinde; gümrük kıymetinin belirlenmesinde alıcı ile satıcı arasındaki ilişkinin varlığının yalnızca; birbirlerinin memuru veya idarecileri olmaları, birbirlerinin yasal ortakları olmaları, işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunmaları, her iki firmanın oy hakkı veren hisse senedi veya sermaye paylarının en az %5′inin doğrudan veya dolaylı olarak aynı kişilere ait veya bu kişilerin kontrolü altında veya elinde bulunması, birinin diğerini dolaylı veya dolaysız olarak kontrol etmesi, her ikisinin de doğrudan veya dolaylı olarak bir üçüncü kişi tarafından kontrol edilmesi, her ikisinin birlikte, bir üçüncü kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak kontrol etmesi, aynı ailenin üyeleri olmaları durumlarında kabul edileceği; tek acente, tek distribütör veya tek bayii olarak birbiri ile iş ilişkisi içinde bulunan kişilerin yukarıdaki kıstaslara uymaları durumunda, ilişki içinde olduklarının kabul edileceği hükme bağlanmıştır.

Gümrük Yönetmeliğinin mezkur maddesi, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının VII'nci Maddesinin Uygulanmasına Dair Anlaşmanın 15.4 ve 15.5'inci maddeleri ile uyumlu olup, anılan maddelere ilişkin olarak Dünya Gümrük Örgütü Gümrük Kıymet Teknik Komitesinin “15.4 Maddesi ile Birlikte Mütalaa Edilen 15.5 maddesine göre Münasebet” başlıklı 4.1 sayılı “İzah Notu”nda; tek acente, tek distribütör veya tek bayii olarak birbirleriyle iş ilişkisi içinde bulunan kişilerin ancak Anlaşmanın 15'inci maddesinin 4'üncü paragrafındaki (Gümrük Yönetmeliğinin 48'inci maddesinin birinci fıkrasına karşılık gelmektedir) kıstaslara uymaları durumunda Anlaşmaya göre ilişki içinde olduklarının kabul edileceği; tek acente, tek distribütör veya tek bayii ile ilgili söz konusu düzenlemenin iki amacının bulunduğu, bunlardan birincisinin, uygulanmakta olan bazı kıymet sistemlerinde tek acente ilişkisinin varlığının doğrudan doğruya tedarikçi ile münasebet içinde olmaya karine oluşturması nedeniyle bu husustaki değişikliğin vurgulanmasının gerekli görülmesi, ikinci amacın ise ilişki konusunda yalnızca 15.4 maddesi hükümlerinin uygulanması olduğu; 15.4 (e) maddesine ilişkin yorum notunda bir kişinin bir başka kişiyi yasal veya idari olarak sınırlaması veya yönlendirmesinin, bu Anlaşmaya göre, söz konusu kişinin diğerini kontrol ettiği anlamına geleceği; ancak, bu ifadenin, normalde tarafların sözleşmeyi serbestçe yaptığı ve aralarında başka hiçbir münasebetin bulunmadığı durumlar dışında uygulanması gerektiği; birbirlerinden müstakil olanların sözleşmeye serbest irade ile koydukları koşullar konusunda bu hükmün yanlış yorumlanmasından kaçınmak üzere azami dikkatin gösterilmesinin zorunlu olduğu; yazılı veya sözlü her sözleşmede, hatta en basit sözleşme biçiminde, daima taraflardan birinin diğerini sözleşmenin koşulları vasıtasıyla sınırladığı veya yönlendirdiği ve söz konusu tarafın sözleşme koşullarının ihlali halinde yasal olanaklara sahip olduğunun unutulmaması gerektiği belirtilerek, satıcının, alıcıya ait muhasebe sistemini belirleme ve kayıtları kontrol hakkının bulunduğu bir sözleşmede dahi ithalatçının bu yetkisinin tek başına sözü edilen anlamda bir münasebeti ifade etmeyeceği belirtilmiştir.

Yukarıda yer verilen hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; genel olarak distribütörlük anlaşmalarında yer alan tipik hükümlerin "ilişki" olarak nitelendirilmesinin anılan düzenlemelerin ruhuna aykırı bir durum yaratacağı; alıcı ile satıcı arasında bir "ilişki"den söz edilebilmesi için taraflardan birinin diğerinin yönetimi ve faaliyetleriyle ilgili temel hususlar (yönetim pozisyonları, zilyetlik veya oy hakkı, iş yerlerinin yerleşimi gibi) açısından sınırlama veya yönetim hakkı kullanabilecek bir durumda olması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Olayda; davacı ile satıcı firma arasında yapılan ithalatçı sözleşmesinde yer alan hükümlerin yukarıda yer verilen düzenlemeler bağlamında değerlendirilmesinden, ortada anılan düzenlemelerin aradığı anlamda bir ilişkinin mevcut olmadığı; diğer bir ifadeyle, ceza kesilebilmesi için yasada aranan koşulların gerçekleşmediğinin anlaşılması karşısında, satıcı ile olan ilişkinin beyan edilmediğinden bahisle kesilen usulsüzlük cezasına vaki itirazın reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, aksi yolda verilen mahkeme kararında isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; temyiz isteminin kabulüne; mahkeme kararının bozulmasına; bozma kararı üzerine, Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 11.6.2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi.



KARŞI OY

Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan mahkeme kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ve kararın onanması gerektiği oyu ile Dairemiz Kararına katılmıyoruz.