Malların teslimi usulen kanıtlanmadan faturaların davacının kendi defterlerinde kayıtlı olması tek başına malın teslim edildiğinin kanıtı olarak kabul edilemez.


Esas No:2013/9732
Karar No:2013/14174
K. Tarihi:19.9.2013


Özet:

Dava faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece 18/12/2009 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporu yeterli araştırma ve incelemeyi içermediği gibi Yargıtay denetimine de elverişli değildir. Kaldı ki söz konusu raporda alacaklı tarafından borçlunun ayrıca temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir belge ibraz edilemediğinden temerrüt faizi talep edilemeyeceği bildirilmesine karşın mahkemece takibin tamamına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi de doğru değildir. Malların teslimi usulen kanıtlanmadan faturaların davacının kendi defterlerinde kayıtlı olması tek başına malın teslim edildiğinin kanıtı olarak kabul edilemez. Mahkemece delillerin değerlendirilmesinde ve ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.



Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya yem sattığını, davalının iki adet fatura ile aldığı malların bedelini kısmen ödediğini, 4.313,22 YTL alacağın tahsili için yapılan icra takibinin davalının haksız itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin Yenice ilçesinde ikamet ettiğini, davacı şirketin merkezinin ise, Gönen ilçesinde bulunduğunu, yetkili icra daireleri ve mahkemelerin Yenice icra daireleri ve mahkemeleri olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuş, esasa cevabında ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne, davalının icra takip dosyasında toplam 4.313,22 YTL' ye itirazının iptaline, bu miktara icra takip tarihinden tahsil tarihine kadar % 27 oranında faiz işletilerek takibin davamına, asıl alacak 3.709,50 YTL' nin % 40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiş, bu karar Dairemizin 14/09/2011 tarih 2011/618 E. 2011/10767 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda 28/12/2011 tarihinde mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiş, davacıya karar 20/03/2012 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından 20/03/2012 tarihinde karar tahrik dilekçesi verilerek dosya Yenice Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre borcun varlığını ispat yükü davacı tarafta olup, davacı tarafça ticari defterler ve fatura örnekleri dosyaya ibraz edilerek alacağın varlığı ispat edildiği, davalı tarafça borcun varlığı kabul edilmemiş ise de davalı tarafça alacaklının iddiasının aksi muteber deliller ile ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile Biga İcra Müdürlüğü'nün 2008/4209 E. sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin anılan miktar üzerinden devamına, davacı lehine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece 18/12/2009 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporu yeterli araştırma ve incelemeyi içermediği gibi Yargıtay denetimine de elverişli değildir. Kaldı ki söz konusu raporda alacaklı tarafından borçlunun ayrıca temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir belge ibraz edilemediğinden temerrüt faizi talep edilemeyeceği bildirilmesine karşın mahkemece takibin tamamına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi de doğru değildir. Malların teslimi usulen kanıtlanmadan faturaların davacının kendi defterlerinde kayıtlı olması tek başına malın teslim edildiğinin kanıtı olarak kabul edilemez. Mahkemece delillerin değerlendirilmesinde ve ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.