1. Karar Arama
  2. Yargıtay Karar Arama

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

Emsal karar arama için en iyi seçenek Hukuk Medeniyeti Karar Arama sayfamıza ulaşmak için tıklayınız...

Özet:

Adli Tıp Kurumunun bilinen istikrarlı uygulamalarına göre de; mağduredeki ruh sağlığındaki bozulmanın cezada arttırım nedeni olabilmesi için eylem sonucunda mağdurenin ruh sağlığnın bozulup bozulmadığına ilişkin tespitin, 18 yaş altındaki çocuklarda suç tarihinden itibaren en az 6 ay, erişkinlerde ise en az 12 ay geçtikten sonra Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulu ya da Adli Tıp Kurumu Kanunun 7, 23 ve 31. maddeleri gereğince usulüne uygun şekilde teşekkül ettirilmiş Yüksek Öğrenim Kurumları veya birimlerine bağlı hastanelerden rapor alınarak yapılmasıgerektiği gözetilmeden, suçun işlendiği tarih olan 2913 yılı mart ayı itibarıyla gerçekleşen olay nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna dair Ondokuz Mayıs Üniversitesin Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezinden söz konusu 6 aylık süreden önce 09.04.2013 günü yapılan muayeneye istinaden aynı tarihte düzenlenen ve raporda beden veya ruh sağlığının bozulduğunun ancak ruh sağlığı bozukluğunun kalıcı nitelikte olup olmadığı hususuna tıbben ya da hukuken geçerli ve güvenilir bir yanıt verilemeyeceğinin belirtildiği, bu nedenlerle raporda bir açıklık bulunmadığından söz konusu ruh sağlığı bozukluğunun sanığın işlediği cinsel istismar eyleminden mi yoksa sonraki süreçte gelişen psikosoyal stres ve çatışmalardan mı kaynaklandığı hususunda ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yetersiz raporla karar verilmesi,


Esas No:2014/7481
Karar No:2014/14621
K. Tarihi:22.12.2014



Mahalli mahkemece verilen hükümlerin sanık müdafii tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine; dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle 17.12.2014 Çarşamba saat 13:30'a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde Hâkimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından ..... hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine sanık müdafiin gelmediği, ayrıca bir talepte de bulunmadığı anlaşılmakla Yargıtay Cumhuriyet Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde DURUŞMASIZ inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek, vaktin darlığına binaen dosyanın incelenmesi başka bir güne bırakılmıştı.
Bugün dava evrakı incelenerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; mağdurenin 27.02.2013 günü Cumhuriyet Savcılığında, olay günü sanığın evine kendi isteği ile gittiği, sanığın
elini tutmasının hoşuna gittiği, ancak daha sonra dudağından ve yanağından zorla öptüğü, kıyafetlerini çıkartarak kendisinin de soyunduğu, üzerine çıktığı, acı hissetmesi üzerine bağırdığı, çığlık atınca bir komşularını geldiği ve ne olduğunu sorduğu, ağzını kapattığından dolayı bağıramadığı, daha sonra yine sarılarak göğüslerini ellediğini sonra kendi odasına gittiği, sabah olunca da evden ayrıldığı, 04.09.2013 günlü mahkemedeki beyanında böyle bir olayın meydana gelmediğini söylediği, 11.11.2013 günlü keşifte soruşturma aşamasındaki ifadesinin doğru olduğunu beyan ettikten sonra 14.03.2014 günlü duruşmada yine olayın doğru olmadığı şekildeki anlatımlarının aşamalarda çelişki oluşturması, mağdurenin sanıkla olan ilişkilerinin okulda konuşulmaya başlaması ve yaptığı devamsızlığın bu ilişki ile mi ilgili olduğu konusunda okul yönetiminin araştırması sırasında olayı anlatması ve bu tarihe kadar kimseye cinsel istismara ilişkin bir beyanda bulunmaması karşısında, mağdurenin zor iddiasının durumunu çevreye mazur göstermek düşüncesinin sonucu kabul edilmesi gerektiği ve eylemin zorla gerçekleştiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek kişiyi hürriyetinden yoksın kılma suçundan hüküm kurulurken sanığın TCK.nın 109/1-3-f-5. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeyerek aynı Kanunun 109/2, 3-f, 5. maddelerine göre cezalandırılmasına karar verilmesi ve cinsel istismar suçundan hüküm kurulurken de 103/4. maddesinin tatbik edilerek fazla ceza tayini,
Adli Tıp Kurumunun bilinen istikrarlı uygulamalarına göre de; mağduredeki ruh sağlığındaki bozulmanın cezada arttırım nedeni olabilmesi için eylem sonucunda mağdurenin ruh sağlığnın bozulup bozulmadığına ilişkin tespitin, 18 yaş altındaki çocuklarda suç tarihinden itibaren en az 6 ay, erişkinlerde ise en az 12 ay geçtikten sonra Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulu ya da Adli Tıp Kurumu Kanunun 7, 23 ve 31. maddeleri gereğince usulüne uygun şekilde teşekkül ettirilmiş Yüksek Öğrenim Kurumları veya birimlerine bağlı hastanelerden rapor alınarak yapılmasıgerektiği gözetilmeden, suçun işlendiği tarih olan 2913 yılı mart ayı itibarıyla gerçekleşen olay nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna dair Ondokuz Mayıs Üniversitesin Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezinden söz konusu 6 aylık süreden önce 09.04.2013 günü yapılan muayeneye istinaden aynı tarihte düzenlenen ve raporda beden veya ruh sağlığının bozulduğunun ancak ruh sağlığı bozukluğunun kalıcı nitelikte olup olmadığı hususuna tıbben ya da hukuken geçerli ve güvenilir bir yanıt verilemeyeceğinin belirtildiği, bu nedenlerle raporda bir açıklık bulunmadığından söz konusu ruh sağlığı bozukluğunun sanığın işlediği cinsel istismar eyleminden mi yoksa sonraki süreçte gelişen psikosoyal stres ve çatışmalardan mı kaynaklandığı hususunda ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yetersiz raporla karar verilmesi,
Hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 59. maddesi ile 5237 sayılı Kanunun 103. maddesinde yer alan çocuğun cinsel istismarı suçunun yeniden düzenlenmesi karşısında; 5237 sayılı TCK.nın 7/2. madde-fıkrasındaki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilere, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütüm hükmleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın, denetime imkân verecek şekilde kararda gösterilmesu suretiyle yenidne değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



Bilmeniz halinde fark yaratacak kararlar

Ziynet eşyası-belirsiz alacak davası

T.C. YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI ESAS NO : 2014/13262 KARAR NO : 2015/5108 Y A R G I T A Y İ L A M I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MALATYA 2. AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 06/03/2014 NUMARASI : 2013/626-2014/180 DAVACI : DAVALI : Taraflar arasındaki ziynet eşyası alacağı Da

FERAGAT EDİLEN DAVANIN TEKRAR AÇILMASI MAHKEMENİN YAPACAĞI İŞ

Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalının aleyhine, müvekkillerinin de paydaş olduğu taşınmazın haksız kullanımı nedeniyle 8.000.00 liralık ec-rimisil davası açtığını, davadan feragat edildiği gerekçesiyle davanın reddedildiğini, ancak şu andaki davanın davacıları olan müvekkillerinin, ilk ecrimis

Borçlunun adi ortaklık payının haczi mümkün olmayıp ancak semerelere ve tasfiye payına haciz konulabilir

MAHKEMESİ : İstanbul 9.İcra Hukuk MahkemesiTARİHİ : 16/05/2013NUMARASI : 2013/274 E-2013/479 K.Taraflar arasındaki “icra memuru işleminin kanun yolu ile iptali isteminden" dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 9.İcra Hukuk Mahkemesi'nce şikayetin reddine dair verilen 17.07.2012 gün ve 2012/686