1. Karar Arama
  2. Yargıtay Karar Arama

Derdestlik koşulları - temyiz dilekçesi - dava açılması - dava şartları - temyiz harcı - hukuki yarar - usul hukuku - dava sebebi - ilk itiraz - dava şartı - ayni dava

Emsal karar arama için en iyi seçenek Hukuk Medeniyeti Karar Arama sayfamıza ulaşmak için tıklayınız...

Özet:


Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın derdestlik nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:...

Mahkemenin red kararına gerekçe gösterdiği HMK'nın 114/1-ı maddesinde aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte (derdest) olmaması da dava şartları arasında düzenlenmiştir. Derdestlik; dava açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biridir. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise, aynı konunun yeni bir dava konusu yapılması mümkün değildir. Çünkü; aynı konuda iki dava açılmasında davacının korunmaya layık bir menfaati yoktur. Daha önce HUMK m.187/4'de bir ilk itiraz olarak nitelenen bu husus HMK m. 114/1-ı hükmü ile dava şartı haline getirilmiştir. Burada anılan dava şartlarından maksat, davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için varlığı ya da yokluğu hakim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilen ve taraflarca da noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülebilen hallerdir. Aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması konusu eş söyleyişle derdestlik iddiası bir olumsuz dava şartı haline getirilmiş ve bu suretle derdestlik itirazı ilk itiraz olmaktan çıkartılıp; dava şartına ilişkin usuli bir itiraza dönüştürülmesi sağlanmıştır. Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukuki korunma sürecini başlatmıştır. Artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı kalmamıştır; bu bağlamda hukuken korunma ihtiyacı içinde bulunmamaktadır ve onun yapacağı iş davanın sonucunu beklemektir. Davayı açmaktaki yarar hukuki olmalıdır; ideal veya ekonomik yarar tek başına yeterli değildir. Derdestlik itirazının korunmasının temelinde aynı davanın tekrar açılıp görülmesinin sağlanmasında davacının hiçbir hukuki yararının bulunmadığı düşüncesi yatmaktadır....

Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, temyize konu davanın, yerel mahkemenin gerekçesinde bahsedilen ve 21.07.2014 tarihinde açılmış olan 2014/674 Esasında kayıtlı davadan daha önce açıldığı açık olup, somut olayda derdestlik koşullarının oluşmadığı nazara alınarak derdestlik itirazının reddi ile işin esasının incelenmesi gerekirken, eksik inceleme, araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş ve bozmayı gerektirmiştir....

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...

Esas No:2015/3040
Karar No:2015/12223
K. Tarihi:1.7.2015


MAHKEMESİ : MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/12/2014
NUMARASI : 2014/866-2014/352

Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın derdestlik nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili Adana (Kapatılan)3. Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu dilekçesinde; müvekkilinin soğuk hava işiyle iştigal ettiği mevcut işyerini 30/10/2012 tarihinde kiraladığını, müvekkilinin kullandığı elektriğin eski abonenin borcundan dolayı kesildiğini, bunun üzerine davalıya yaptığı başvurunun reddedildiğini,davalı tarafça eski abonenin borcu kapatılmadan yeni abonelik tesis edilemeyeceğinin belirtildiğini ve buna gerekçe olarak müvekkili ile eski abonenin özde aynı firmalar olduğu kanaatine ulaşıldığının gösterildiğini, EPDK müşteri hizmetleri yönetmeliğinin 24. maddesi gereğince , dağıtım firmasının eski abonenin borcundan dolayı yeni abonelik tesis etmemesinin hukuka aykırı olduğunu, abonelik borçlusu ile müvekkilinin iştigal konularının farklı olduğunu, halihazırda müvekkilinin işyerinde elektrik olmadığı için müvekkilinin faaliyetinin durduğunu, soğuk hava deposunda muhafaza edilen yaş meyve ve sebzenin bozulmak üzere olduğunu belirterek, davalının abonelik tesis etme işleminin iptaline ve telafisi imkansız zararların oluşmaması için tedbiren davalı tarafından dava sonuna kadar elektrik verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında yaplan tüm işlemlere ilişkin kayıtların Mersin İl müdürlüğünde bulunduğunu, yetkili mahkemenin Mersin nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkili kurumun yapmış olduğu işlemin usul ve yasalara uygun olduğunu, davacı yetkililerinin kötüniyetli olduğunu, elektrik borcunu ödememek için muvazaalı işlemler gerçekleştirdiklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece 23.10.2014 tarih ve 2014/2017-487 E.K. sayılı ilam ile davalı tarafın yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiş ve dosya Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir.

Eldeki davada Mersin 1. Asliye Ticaret mahkemesi;
''Davacı tarafından davalı aleyhine, aynı aboneliğe dayanılarak mahkememizin 2014/674 esas sırasında kayıtlı muarazanın önlenmesi davasının açıldığı, davanın tensibinin yapıldığı ve dosyanın halen derdest olduğu, HMK'nun 114/1. fıkrasının "ı" bendi gereğince " aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmamasının " dava şartı olduğu, HMK'nun 115/1. maddesi gereğince mahkemece dava şartlarının davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması gerektiği, aynı davanın mahkememizin 2014/674 esas sırasında kayıtlı olduğu ve halen derdest olduğu'' gerekçesiyle HMK'nun 115/2. maddesi gereğince derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafın eldeki davayı 11.04.2014 tarihinde açtığı, dava dosyası Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/225 Esasında kayıtlı iken, mahkemeni kapatılması sonrasında Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/2017 Esasına kaydedildiği ve mahkemece 23.10.2014 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek Mersin 1. Asliye Ticaret mahkemesine gönderildiği ve mahkemece temyize konu kararın tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından davalı aleyhine dava konusu olan aynı olayla ilgili 21.07.2014 tarihinde Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/674 Esasında kayıtlı dava açılmıştır.
Mahkemenin red kararına gerekçe gösterdiği HMK'nın 114/1-ı maddesinde aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte (derdest) olmaması da dava şartları arasında düzenlenmiştir. Derdestlik; dava açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biridir. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise, aynı konunun yeni bir dava konusu yapılması mümkün değildir. Çünkü; aynı konuda iki dava açılmasında davacının korunmaya layık bir menfaati yoktur. Daha önce HUMK m.187/4'de bir ilk itiraz olarak nitelenen bu husus HMK m. 114/1-ı hükmü ile dava şartı haline getirilmiştir. Burada anılan dava şartlarından maksat, davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için varlığı ya da yokluğu hakim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilen ve taraflarca da noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülebilen hallerdir. Aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması konusu eş söyleyişle derdestlik iddiası bir olumsuz dava şartı haline getirilmiş ve bu suretle derdestlik itirazı ilk itiraz olmaktan çıkartılıp; dava şartına ilişkin usuli bir itiraza dönüştürülmesi sağlanmıştır. Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukuki korunma sürecini başlatmıştır. Artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı kalmamıştır; bu bağlamda hukuken korunma ihtiyacı içinde bulunmamaktadır ve onun yapacağı iş davanın sonucunu beklemektir. Davayı açmaktaki yarar hukuki olmalıdır; ideal veya ekonomik yarar tek başına yeterli değildir. Derdestlik itirazının korunmasının temelinde aynı davanın tekrar açılıp görülmesinin sağlanmasında davacının hiçbir hukuki yararının bulunmadığı düşüncesi yatmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, temyize konu davanın, yerel mahkemenin gerekçesinde bahsedilen ve 21.07.2014 tarihinde açılmış olan 2014/674 Esasında kayıtlı davadan daha önce açıldığı açık olup, somut olayda derdestlik koşullarının oluşmadığı nazara alınarak derdestlik itirazının reddi ile işin esasının incelenmesi gerekirken, eksik inceleme, araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Bilmeniz halinde fark yaratacak kararlar

BOŞANMA DAVASINDA DAVALI TAŞINMAZINA İHTİYATİ TEDBİR KONULAMAYACAĞI

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sırasında mahalli mahkemece verilen, ihtiyati tedbire itiraz üzerine verilin 31.01.2013 tarihli karar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:Boşanma veya ayrılık davası açılınca alınabilecek tedbirler Türk Medeni Kanunu'nun 1

İşçi alacağı ilamda brüt olarak belirtilmiş ise, alacaklı vergi ve sigorta primlerini indirdikten sonra net miktar üzerinden takip yapabilir

Borçlu itirazında; alacaklı vekili tarafından Karacabey Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/896 Esas, 2011/607 Karar sayılı ilamının dayanağının işçi alacağı olup hükmedilen kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının net ya da brut olduğunun belirtilmediği, takibe konu ilama esas teşkil eden bilirkişi raporu

EMSAL ÜCRET ARAŞTIRMASI • SENDİKALAR MESLEK KURULUŞLARI

4857 sayılı İş Kanunu'ndan 32.maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir.Kanun'un kabul ettiği sınırlar içinde tarafl