Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol




Advertisement

Sitenize Ekleyin

Ticari Davalar Koleksiyonu




Hasan Emre Söylemez
Koleksiyoner
Koleksiyon Tarihi ve Numarası :
16.5.2019 / 298


Perdenin aralanması teorisinin, tüzel kişiliğin, arkasındaki kişilerce sorumluluğun bertaraf edilmesi için kullanıldığının somut kanıtlarla ispatlanması halinde istisnai olarak uygulanabileceği

Özet:



Fıkra:Tümü


T.C.
Yargıtay
11. Hukuk Dairesi

Esas No:2015/1107
Karar No:2015/6980



Taraflar arasında görülen davada İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/12/2012 gün ve 2011/722-2012/410 sayılı kararı onayan Daire’nin 12/09/2014 gün ve 2013/8411-2014/13676 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı Z. G.İşletmeleri ve Tic. A.Ş. arasında, 11.08.1999 tarihinde, taşıma sözleşmesi imzalandığını, ancak söz konusu şirketin sözleşme gereklerini yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkili tarafından anılan şirket aleyhine açılan davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, ilama dayalı olarak yapılan takibin, borçlu şirket üzerine kayıtlı herhangi bir malvarlığının bulunmaması nedeniyle sonuçsuz kaldığını, borçlu şirketin aslında bir tabela şirketi olduğunu, müvekkili tarafından açılan taşıma ihalesine katılabilmek için kurulduğunu, bilinçli bir şekilde şirket üzerine her hangi bir malvarlığının kaydedilmediğini, faaliyetlerini aynı şirketler topluluğu içerisinde yer alan davalı şirketlerin ofis ve personeli vasıtasıyla yürüttüğünü, davalı A.. G..'nin borçlu şirket ile birlikte diğer davalı şirketlerin hakim ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, şirketlerin tamamının aynı adreste mukim bulunduklarını, davalıların hep birlikte planlı bir biçimde ve borç ödememe niyeti ile hareket ettiklerini, "Z." marka ve ismine müvekkili tarafından güven duyulmasını sağladıklarını, ihtilaf çıktıktan sonra bu şirketteki hisselerini devrettiklerini, borçlu şirket tarafından verilen teminat mektubunun da, davalıların kendi malvarlıklarını ipotek ettirmeleri sonucu alındığını, bu hususun da kendi iddialarını teyit ettiğini, sonuç olarak perdenin aralanması teorisi uyarınca hüküm altına alınan meblağdan davalıların müteselsilen sorumlu bulunduklarını ileri sürerek, 1.894.710 USD'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacıya borcu bulunan şirketin müvekkillerinden ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğunu, anılan şirketin eylemlerinden müvekkillerinin sorumlu tutulamayacaklarını, kaldı ki borçlu şirketin 1982 yılından beri faaliyet gösterdiğini, davacının alacağını tahsil ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı ile dava dışı Z. G. İşl.Tic.AŞ arasında 1999-2000 yıllarında taşıma ilişkisinin bulunduğu, bu çerçevede taraflar arasında uyuşmazlık çıktığı ve davacı tarafından anılan şirket aleyhine açılan davanın, davacı lehine sonuçlanarak kesinleştiği, kesinleşen ilama dayalı olarak yapılan takip sonucunda söz konusu şirketin herhangi bir malvarlığının bulunmadığının anlaşıldığı, dava dışı borçlu şirketin 1982 yılında kurulduğu ve ihtilafın doğduğu 2000 yılına kadar taşımacılık sektöründe faaliyet gösterdiği, ihtilaf konusu sözleşme kapsamındaki ilk üç taşımanın da bu şirket tarafından gerçekleştirildiği, bunun dışında davacı kurumun, serbest iradesi ile uyuşmazlık konusu sözleşmeyi imzaladığı, davacının basiretli bir tacirin göstermesi gereken özen yükümlülüğüne tabi bulunduğu, davalı gerçek kişinin borçlu şirket ile diğer davalı şirketlerde ortak ve yönetici olmasının tek başına bu şirketleri kötüye kullandığı anlamına gelmeyeceği, perdenin aralanması teorisinin, tüzel kişiliğin, arkasındaki kişilerce sorumluluğun bertaraf edilmesi için kullanıldığının somut kanıtlarla ispatlanması halinde istisnai olarak uygulanabileceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 12.09.2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 15/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
Ticari Davalar Koleksiyonu

Yorumlar






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim




Advertisement
Advertisement