İcra İstihkak Davasında Organik Bağ koleksiyonu






Ortakları arasındaki yakın akrabalık bağı, aynı adreste faaliyet göstermeleri organik bağı gösterir

Özet:

Dava konusu haciz adresinin borçlu ile ilgisi bulunmamakla birlikte; üçüncü kişi ve borçlu şirketler arasında ortakları arasındaki yakın akrabalık bağı nedeni ile organik bağ bulunmaktadır. Diğer yandan üçüncü kişi mahcuzları, yine ortaklık yapısı ve aynı adreste faaliyet göstermeleri nedeni ile sıkı organik bağ içinde olan bir şirketten satın aldığını belirtmektedir.

Bu koşullarda İİK'nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İİK'nun 99. maddesinin sehven uygulanması ispat yükünün yer değişmesi sonucunu doğurmayacaktır.

İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan üçüncü kişinin sunduğu fatura, yukarıda belirtildiği gibi borçlu ile sıkı bağ içinde olan bir şirket tarafından borcun doğumundan sonra düzenlenmiştir. Her zaman temini mümkün niteliktedir.


T.C.
Yargıtay
8. Hukuk Dairesi

Esas No:2013/23751
Karar No:2015/5149

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:


KARAR

Davacı alacaklı vekili, Konya 13. İcra Müdürlüğü’nün 2011/9415 sayılı Takip dosyasında borcun ürün satışından kaynaklandığını, alınan ihtiyati haciz kararı uyarınca borçlu adresine hacze gidildiğini, ödeme vaadinde bulunulması üzerine işlem yapılmadığını, süresinde ödeme olmayınca aynı adrese gidildiğini ancak başka bir firmanın çalıştığının ve malların kaçırıldığının tespit edildiğini, deponun bulunarak bu kez buraya hacze gidildiğini, borçluya ait ürünlerin görüldüğünü, üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunduğunu ancak ortaklık yapısı itibarı ile borçlu ile organik bağ içinde olduğunu, sunulan delillerin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığını, İİK'nun 99. maddesinin uygulanmasının ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacağını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı üçüncü kişi vekili, üçüncü kişi ve borçlu şirket arasında fiili ve hukuki bağ bulunmadığını, birbirinden bağımsız alanlarda faaliyet gösterdiklerini, mahcuzların ve haczin yapıldığı deponun üçüncü kişiye ait olduğunu, kira sözleşmesi ile faturaların sunulduğunu belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Davalı borçlu vekili, takibe konu borç ile ilgili borca itirazlarının bulunduğunu, buna karşı itirazın iptali davasının açıldığını ve derdest olduğunu, borçlu şirketin mali durumu nedeni ile mallarını satın aldığı firmalara iade ettiğini, elinde bir şey kalmadığını, mal kaçırma kastı ile hareket edilmediğini, haciz adresi ile ilgilerinin bulunmadığını, ihtiyati haciz kararına yaptıkları itirazın kabul edildiğini, temyiz aşamasında olduğunu, davacı alacaklının iddialarını kanıtlayamadığını, borçlu ve üçüncü kişi şirket ortaklarının kardeş olduğunu ancak iki ayrı tüzel kişilik olup faaliyet alanlarının da farklı olduğunu belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. 

Mahkemece toplanan delillere göre: dava konusu haciz adresinin ticaret sicil kaydına göre borçluya değil üçüncü kişiye ait olduğu, borçlunun faaliyetine son verip ürünlerini aldığı firmalara iade ettiği, üçüncü kişi ve borçlu arasında organik bağ bulunduğunun kesin ve güçlü delillerle kanıtlanamadığı, borçlu şirket yetkililerinin anlatımları da dikkate alındığında davanın reddi gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, alacaklı tarafından İİK'nun 99. maddesi uyarınca "istihkak iddiasının reddi" davası olarak açılmıştır.

Dava konusu haciz adresinin borçlu ile ilgisi bulunmamakla birlikte; üçüncü kişi ve borçlu şirketler arasında ortakları arasındaki yakın akrabalık bağı nedeni ile organik bağ bulunmaktadır. Diğer yandan üçüncü kişi mahcuzları, yine ortaklık yapısı ve aynı adreste faaliyet göstermeleri nedeni ile sıkı organik bağ içinde olan bir şirketten satın aldığını belirtmektedir.

Bu koşullarda İİK'nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İİK'nun 99. maddesinin sehven uygulanması ispat yükünün yer değişmesi sonucunu doğurmayacaktır.

İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan üçüncü kişinin sunduğu fatura, yukarıda belirtildiği gibi borçlu ile sıkı bağ içinde olan bir şirket tarafından borcun doğumundan sonra düzenlenmiştir. Her zaman temini mümkün niteliktedir.

Davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddi yerine oluşan ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.