eski eşin maaşı asgari ücret 2800 benım maaşım ıse emekli maaşı 2100 tl eskı eş avukat vasıtasıyla 2019 yılında nafaka arttırım davası actı ve 500 tl den 880 tl ye çıkartıldı artıda gerıye donuk olarak 2019 dan itibaren ve ben hem geriye donuk olarak 6000 tl yı ve her ayda 800 tl yı ödemem imkansız yargıtay asgari ucretı yoksul sayıyormuş ıstınafa gitsem ne olur
"Yoksulluk nafakası" kararları bulmak ister misiniz? Arama kavramlarınızı sayfanın en üstündeki arama çubuğuna yazıp ara tuşuna basmanız yeterli olacaktır.
Yorumlar
Sorulara verilen cevaplar tartışma amaçlı olup hukuki sorunlarla ilgili konularda avukatlardan destek almanız önerilir. Sitede yazılan cevaplardan ötürü yaşanan hukuki sorun ve mağduriyetlerden hukukmedeniyeti.org sorumlu değildir.
  • T.C.
    Yargıtay
    3. Hukuk Dairesi

    Esas No:2017/10430
    Karar No:2017/10625
    K. Tarihi:21.6.2017


    Özet:
    Öncelikle yoksulluk kavramı üzerinde durmak gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve1998/ 2–656–688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir....

    Somut olayda; tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma sonuçları incelendiğinde, davacının emekli olup aylık 1.570- TL geliri bulunduğu, aylık 450-TL kira ödemesi olduğu, üzerine kayıtlı taşınmazı bulunmadığı, davalının ise boşanmış olup ev hanımı olduğu, aldığı nafaka ve yetim aylığı dışında başka bir geliri bulunmadığı, üç çocuğu ile birlikte oturup kira ödemediği anlaşılmaktadır. ...

    Her ne kadar mahkemece; davalının babasından kalan yetim aylığının miktarının düşük olduğu, bu sebeple davalının halen yoksulluğu sebebiyle nafakaya muhtaç olduğu, davacının ise davacı bu süreçte emekli olup maaşında düşme olsa da emekli olmasıyla ayrıca emekli ikramiyesi almaya da hak kazandığı, ayrıca davacının babasından kendisine kalan taşınmazların bulunduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının gelir durumu değerlendirildiğinde, davalının gelir durumu ile aldıkları nafaka miktarı toplamının, davalıyı yoksulluktan kurtaracak nitelikte bulunmadığının kabulü gerekir. ...

    O halde, dava tarihindeki şartlara göre; davalının yoksulluğunun ortadan kalkmadığı kabul edilerek nafakaların kaldırılması taleplerinin reddi doğru ise de, davacının gelir durumundaki azalma ve ödenen toplam nafaka miktarı gözetilerek hakkaniyet ölçüsünde uygun bir miktar indirime karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...

    SONUÇ:
    Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21/06/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi. ...

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
    Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı vekili dilekçesinde; tarafların boşandıklarını ve davalının ..... Asliye(Aile) Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu 2012/355 Esas 2013/242 Karar sayılı kararıyla davalı lehine aylık 550 TL nafakaya hükmedildiğini, söz konusu nafakanın her ay müvekkilin maaşından kesildiğini, aradan geçen zaman zarfında ekonomik ve sosyal durumlarında ciddi değişiklikler olduğunu, nafaka davası açıldığında davacının 2.350,00 TL maaş aldığını, şuan 1509,00 TL emekli maaşı aldığını ve giderlerinin arttığını, aynı şekilde davalının da bu zaman zarfında ekonomik durumunda çok ciddi artışlar olduğunu, davalının üç yetişkin çocuğuyla beraber yaşadığını ve üçünün de çalıştığını, anne ve iki çocuğunun....merkezlerini ortaklaşa çalıştırdıklarını, ortalama aylık gelirlerinin 15.000,00 TL olduğunu, ayrıca kızı adına .... da bir ev satın aldığını, davalının vefat eden babasından 300.00 TL Bağ-Kur maaşı aldığını, davalının bunca geliri olmasına rağmen nafaka almış olmasının haksızlık olduğunu belirterek ödenmekte olan nafakanın kaldırılmasını veya indirilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı; tek gelirinin nafaka ve babasından aldığı 300-tl maaş olduğunu, geçici olarak çocuklarının yanında kaldığını, davacının emekli ikramiyesi gibi ek gelirlerinin bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava, yoksulluk nafakasının kaldırılması mümkün olmadığı takdirde indirilmesine ilişkindir.
    Öncelikle yoksulluk kavramı üzerinde durmak gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve1998/ 2–656–688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.
    TMK.nun 176.maddesine göre; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına da karar verilebilir.
    Yoksulluk durumu günün ekonomik koşulları ile birlikte, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır. Onun içindir ki, bilimsel öğretide; evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olduğu belirtilmektedir.
    Somut olayda; tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma sonuçları incelendiğinde, davacının emekli olup aylık 1.570- TL geliri bulunduğu, aylık 450-TL kira ödemesi olduğu, üzerine kayıtlı taşınmazı bulunmadığı, davalının ise boşanmış olup ev hanımı olduğu, aldığı nafaka ve yetim aylığı dışında başka bir geliri bulunmadığı, üç çocuğu ile birlikte oturup kira ödemediği anlaşılmaktadır.
    Her ne kadar mahkemece; davalının babasından kalan yetim aylığının miktarının düşük olduğu, bu sebeple davalının halen yoksulluğu sebebiyle nafakaya muhtaç olduğu, davacının ise davacı bu süreçte emekli olup maaşında düşme olsa da emekli olmasıyla ayrıca emekli ikramiyesi almaya da hak kazandığı, ayrıca davacının babasından kendisine kalan taşınmazların bulunduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının gelir durumu değerlendirildiğinde, davalının gelir durumu ile aldıkları nafaka miktarı toplamının, davalıyı yoksulluktan kurtaracak nitelikte bulunmadığının kabulü gerekir.
    O halde, dava tarihindeki şartlara göre; davalının yoksulluğunun ortadan kalkmadığı kabul edilerek nafakaların kaldırılması taleplerinin reddi doğru ise de, davacının gelir durumundaki azalma ve ödenen toplam nafaka miktarı gözetilerek hakkaniyet ölçüsünde uygun bir miktar indirime karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21/06/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

  • Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı vekili dava dilekçesinde... Aile Mahkemesinin 2008/658Esas ve 2009/170 karar sayılı ilamı ile davacı için aylık 600 TL tedbir nafakasına hükmedildiğini, aradan geçen sürede hükmedilen tedbir nafakasının ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını belirterek, nafakanın aylık 1200TL' ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili, müvekkilinin emekli maaşı dışında bir geliri olmadığını, talep edilen nafakayı ödeyecek gücünün olmadığını ,davacıya babasından kalan taşınmazda kira ödemeden oturduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    4721 sayılı TMK'nun 186/3.maddesinde; eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında katılacağı ifade edilmiş, 197/2.maddesinde de; birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır, denilmiştir.
    Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenleme gereği davalı (koca) evlilik birliğinin giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. (TMK.186/son) davacı (kadının) belirli bir gelirinin bulunması, hatta gelirinin davacı kocadan fazla bile olması davalı kocaya ortak giderlere (elektrik,su,telefon, yakıt, kira parası vs.) katılma yükümlülüğünden tamamen kurtarmaz. Kadının gelirinin bulunması nafaka takdirine engel değildir.
    Hakim, eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesini ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.

    Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerden,......Aile Mahkemesinin 2007/131 Esas ve 2007/300 karar sayılı ilamı ile davacı için aylık 500 TL tedbir nafakasına hükmedilmiştir.Davacı tarafından açılan ....Aile Mahkemesinin 2008/658 esası ile açılan dava sonunda 500 TL tedbir nafakasının dava tarihi 05.11.2008 tarihinden itibaren 600 TL' na yükseltilmesine karar verilmiştir.Bu davanın açıldığı 09.05.2014 tarihi itibariyle de aradan yaklaşık yedi yıllık süre geçtiği, davacının ev hanımı olduğu, davalının ise emekli olduğu,1.261.12 TL maaşı olduğu anlaşılmaktadır.
    O halde tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, hali hazırda ödenen nafakanın belirlendiği tarihle eldeki davanın açıldığı tarih arasındaki süre, ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK’in yayınladığı ÜFE artış oranı nazara alındığında; mahkemece davacı kadının geçimi için gerekli ,davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK'nın 4. maddesindeki hakkaniyete ilkesi dikkate alınarak, az da olsa nafakanın bir miktar artırımına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi,bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • Tarafların gelir durumu aldıkları maaş, kira ödeyip ödemedikleri, nafakanın bağlanmasından sonra gelirlerindeki ve ihtiyaçlarındaki değişim nafakanın belirlenmesinde nazara alınır. mahkemenin verdiği kararı haklı gerekçelerle istinaf etmeniz halinde karar lehinize değişebilir. Ancak bu sebepleri davada ileri sürmüş olmanız gerekir. Yukarıdaki kararlarda işinize yarayan bilgileri bulabilirsiniz.

Cevap Yaz