Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Makaleler
0 Yorum

BOŞANMA HALİNDE ORTAK VELAYET ARTIK MÜMKÜNDÜR





ORTAK VELAYET
ARTIK MÜMKÜNDÜR !!!

GEREKÇE
1- Türkiye Cumhuriyeti adına 14 Mart 1985 tarihinde imzalanan “11 No’lu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme’ye Ek 7 No’lu Protokol”ün onaylanması 25 Mart 2016 Tarihli ve 29664 Sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan 6684 sayılı kanunla uygun bulunmuştur.

2- Ek 7 No’lu Protokol”ün 5. maddesi hükmüne göre 
"Eşler evliliğin SONA ERMESİ durumunda, ÇOCUKLARI ile ilişkilerinde medeni haklar ve sorumluluklardan EŞİT ŞEKİLDE yararlanırlar."

3- Çocuğun GÜVENLİĞİNE ve ÜSTÜN YARARINA AYKIRI olduğuna dair dava dosyasında yeterli OLGU ve DELİL bulunmadığı anlaşıldığı takdirde velayetin ana ve babaya ORTAK VERİLMESİ artık mümkündür.

Ömer Uğur GENÇCAN
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı

NOT:
1- Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar "KANUN" hükmündedir. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda FARKLI HÜKÜMLER içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası "ANDLAŞMA" hükümlerine göre karar verilmesi ZORUNLUDUR. (TCA m. 90)

2- 6684 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi ile ORTAK VELAYETİ engelleyen 4721 sayılı Kanun hükümleri ÖRTÜLÜ OLARAK ortadan kaldırılmıştır.

3- Bu yorum TARAFIMA ait olup Yargıtay'a kanunun yürürlüğünden sonra intikal eden bir çekişme bulunmadığından EMSAL KARAR henüz yoktur.

4- Toplumda kanayan bir yaraya ÇÖZÜM getiren TBMM üyelerine teşekkür ederim

5- Ortak velayet hükümlerini uygulayacak olan AİLE MAHKEMELERİNDEN ve BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNDEN gelen çok miktarda soruya yanıt olarak KİŞİSEL GÖRÜŞÜMÜ ifade ediyorum.

6- Kuşkusuz ki TÜRK MAHKEMELERİ düşüncem ile bağlı olmayıp farklı uygulama yapmakta BAĞIMSIZDIRLAR.

Aile Mahkemelerinde
Ortak Velayet İLKELERİ

1- Evliliğin boşanmayla sonlanması halinde ortak velayet ASIL olup velayetin eşlerden birine verilmesi İSTİSNA olandır.
2- Ortak velayet GÖNÜLLÜLÜK esasına dayalıdır. Eşlerin velayetin eşlerden BİRİNE VERİLMESİ istemi varsa çekişmelere neden olacağı için ortak velayet düzenlemesi yapılmamalıdır.
3- Aile mahkemesince ortak velayet konusunda idrak çağındaki çocuğun GÖRÜŞÜ alınmalı gerekirse uzman görüşüne başvurulmalıdır.
4- Çocuğun giderlerine taraflar kural olarak eşit şekilde katılırlar. Talep halinde her bir eşin yapacağı katkı miktarı mahkemece belirlenir.
5- Kişisel ilişki konusunda tarafların ve idrak çağındaki çocuğun görüşü alınıp gerekiyorsa uzman görüşü de alınarak bir karar verilmelidir.
6- Tarafların ortak velayet talebi çocuğun güvenliği ve üstün yararına AYKIRI ise velayet eşlerden birine verilmeli, her ikisi de elverişli değilse vasi atanması için vesayet makamına ihbarda bulunulmalıdır.

Ömer Uğur GENÇCAN
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı

  
27.12.2016 19:37:56

Yorumlar


Velayet hakkının  bir tarafa verilmesi, anayasal eşitlik ilkesi ile ana baba hakkı ve Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin çocuğa tanıdığı anasından ve babasından ayrı tutulmama hakkı karşısında düşündürücüdür.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ışığında ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın eşitlik ilkesi ile çocuğun kişiliğini oluşturup geliştirme ve ana baba hakkı karşısında TMK md.336 hükmünün anayasaya aykırılığını def’i yoluyla Anayasa Mahkemesi’nin önüne getirmektir.

velâyet, ana ve baba için değildir; çocuk içindir. İç hukukumuzun bir parçası olan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme uyarınca, kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idarî makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yüksek (üstün) yararı esas alınır.

TMK md.336 f.3 hükmü şu şekilde değiştirilebilir: “Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü halinde sağ kalana aittir. Boşanmada ise hâkim, çocuğun yüksek (üstün) yararı doğrultusunda, velâyetin ana ve baba Velâyet modelinin tercihinde dikkate alınması gereken çocuğun yüksek (üstün) yararı ilkesinin ise hukukçular tarafından değil, velâyet olgusuna ilişkin araştırmalar yapmış örneğin sosyal hizmet uzmanları, pedagoglar veya gelişim psikologları gibi uzman kişiler tarafından tanımlanması gerekir. Çünkü çocuğun yüksek (üstün) yararının belirlenmesinde bir hukukçu tek başına yeterli olamaz. Kaldı ki çocuğun yüksek (üstün) yararının tanımlanmasında hâkimin incelenmemiş/bilinmeyen psişesi de bir problem olarak karşımıza çıkar. Şöyle ki çocuk gelişimi ve ebeveyn-çocuk ilişkileri hakkında bilgisiz olunması halinde, kişisel tecrübe ve inanç, çocuğun yüksek (üstün) yararının belirlenmesinde baskın hale gelir. Hâkimin psişesi bu süreci etkileyebilir ve belirli bir davaya ilişkin özel koşullar ile bilimsel bulguları kolaylıkla etkisiz kılabilir. O halde, TMK md.182 f.1 hükmü de yeniden ele alınmalı ve bu süreçte uzman görüşüne başvurulması zorunlu hale getirilmelidir.

Cevapla Düzenle Sil

Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim