Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Makaleler
0 Yorum

İSTİNAF YARGISINDA OLASI SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ





İSTİNAF YARGISINDA OLASI SORUNLAR
                                                               VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

          Türk hukukunun da içinde yer aldığı Roma-Germen hukuk sistemini benimsemiş ülkelerde yaygın olarak uygulanan istinaf yargılamasına ilişkin yasal düzenleme 07.10.2004 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanmış ancak teknik ve fiziki nedenlerle bugüne kadar faaliyete geçirilememiştir. 20.07.2016 tarihinde tüm unsurlarıyla birlikte hukuk yaşamımıza girecek olan istinaf yargısı,hukuk sistemimizde önemli bir değişikliğe neden olacaktır. Artık üç kademeli bir yargılama sistemi karşımıza çıkmaktadır. Yabancı hukuk sistemlerinde başarıyla uygulanan istinaf yargısının ülkemizde de gerek maddi gerçeğin tespiti gerekse hukuka uygunluğun denetiminde önemli katkı vereceği aşikardır. Bu noktada sistemin daha iyi ve hızlı işlemesi için henüz faaliyete başlamadan önce gerekli yasal değişiklikler yapılmalı ve tedbirler alınmalı aksi halde faaliyete geçtiğinde yaşanacak aksaklıklar ve oluşacak yoğun iş yükü, bölge adliye mahkemelerini daha işin başında çalışamaz hale getirebilecektir. Özellikle ceza istinaf yargısı ile ilgili mevzuat, bilimsel yayınlar,internet üzerinden makale, araştırma, eleştiri yazıları incelenerek olası sorun tespitleri ve çözüm önerilerine yönelik bir çalışma yapma gereği hasıl olmuştur. Yüksek kurulun görüşüne başvurulduğunda gerekse ilgili birim ve komisyonlara iletilmek üzere uygulamada yaşanabilecek sorunlar ve çözüm önerileri şu şekilde sıralanabilir.
          1-YARGITAYDA BULUNAN DOSYALARIN AKIBETİ
         İlk bakışta yaşanabilecek en önemli sorun halen Yargıtay'da bulunan dosyaların Bölge Adliye Mahkemelerine gönderilip gönderilemeyeceği sorunudur. Bilindiği üzere usul kuralları derhal uygulanır. Temyiz incelemesi de bir usul kuralı olduğuna göre Yargıtay' daki dosyaların 20.07.2016 tarihinden itibaren Bölge Adliye Mahkemelerine devredilmesi halinde yüzbinlerce dosya bir anda yeni kurulan bu mahkemelerin iş yükünü çok ağır hale getirecektir. 5235 sayılı yasanın geçici  1. maddesinde  bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görüşülmekte olan dava ve işlerde mahkemelerin görevinde bir değişikliğin söz konusu olduğu hallerde, üst görevli mahkemeler yargılamaya devam ederler, alt görevli mahkemeler görevsizlik kararı vererek dosyayı üst görevli mahkemeye gönderirler hükmü aslında sorunun çözümünde yeterli gözükebilir ancak yasa koyucunun maddedeki amacının ilk derece mahkemelerine yönelik olduğundan bu maddenin devreye girmesi mümkün olmayabilir. Aslında taraflar için daha üst dereceli olan Yargıtayda davaların görülmesi lehedir lakin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2006/9-44 E. 2006/54 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere usule ilişkin yeni yasanın uygulanmasında, sanığın leh veya aleyhinde sonuç doğurmasına bakılmayacaktır. Ancak mevcut yasal mevzuat dosyaların Bölge Adliye Mahkemelerine devredilmesi sonucunu doğuracaktır. Bu nedenle sorunun aşılması için yasa değişikliğine ihtiyaç vardır.
          2-DURUŞMANIN İSTİSNAİ HALE GETİRİLMESİ
         İstinaf yargılamasının duruşmalı yapılması daha istisnai hale getirilmelidir. Her ne kadar yüz yüzelik ilkesinin istinaf yargısında da geçerli olduğu aşikarsa da tarafların yokluğunda da yargılama bitirilebilmektedir. Mevcut sistemde ilk dereceli mahkemelerde esaslı işler duruşmalı olarak yapılmakta, Yargıtay'da ise istisnai olarak duruşmalı temyiz incelemesi yapılmaktadır. CMK'nun 299/1. maddesinde yazılı  “On yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde; Yargıtay, incelemelerini sanığın veya katılanın temyiz başvurusundaki istemi üzerine veya re'sen duruşma yoluyla yapar.” şeklindeki hüküm rakamsal olarak revize edilerek istinafa uygun hale getirebilir. Her iki sistemin ortasında bulunan istinaf yargısında buna paralel bir düzenleme yapılabilir. Mukaseyeli hukuk incelendiğinde; örnek olarak Fransız istinaf yargısında sistem daha basit işlemekte olup bir hakim tarafları dinlemekte ancak yine heyet olarak karar vermektedirler. Ayrıca duruşmayı gerektiren bazı soruşturma işlemlerini, ilk derece mahkemelerine yaptırmak üst mahkemelerin dava dosyalarını inceleyip karar vermelerine katkı ve kolaylık sağlayabilir.

          3-İÇTİHAT BİRLİĞİNİN SAĞLANMASI
         İstinaf yargısı ile ilgili tereddütlerden biri de içtihat birliğinin sağlanıp sağlanamayacağı konusudur. Bölge Adliye Mahkemeleri arasında verilecek farklı ve çelişkili kararlar nedeniyle ülke genelinde hukuk birliğinin nasıl sağlanacağı istinaf yargısına getirilen eleştirilerden biridir. Mevcut sistemde binlerce ilk derece mahkemesi arasındaki uygulama farklılıklarını Yargıtay bugüne kadar başarıyla gidermiş ve ülke genelinde içtihat birliğini sağlamıştır. Onbeş kentte kurulan ikiyüzdokuz Bölge Adliye Mahkemesi dairesi arasındaki içtihat birliğinin sağlanmasının teknik olarak ilk derece mahkemelerine nazaran daha kolay olması gerekir. Bu tereddütlerin giderilmesi amacıyla 26/9/2004 tarihinde Yargıtay Kanunun 15. maddesi  değiştirilmiş ve aynı veya farklı yer bölge adliye mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar bakımından hukuk daireleri arasında veya ceza daireleri arasında uyuşmazlık bulunması halinde Yargıtay ceza ve hukuk genel kurullarına bu konuda görev verilmiştir. Bu noktada irdelenmesi gereken hususlardan biri her ne kadar içtihat birliğinin sağlanması yasal güvenceye kavuşmuş ise de işin Yargıtay genel kurullarına gitmeden, ilk derece mahkemelerinden verilen farklı ve çelişkili kararların tarafların ve vatandaşların yargısal sisteme güven ve bakış açısı açısından üst mahkeme olarak nitelenecek olan istinaf yargısında asgariye indirilmesidir. Bu amaçla gerek aynı yer bölge adliye mahkemelerinin daireleri arasında gerekse diğer yer daireleri arasında belli periyotlar halinde toplantılar yapılması, hukuksal veri tabanları kullanılarak bilgi alışverişi yapılması ve her dairede bir üyenin bu konuda tespit ve rapor konusunda görevlendirilmesi gibi tedbirler alınarak vatandaşların yargıya olan bakış açıları olumlu hale getirilebilir ve uygulayıcıların daha doğru kararlar vermesi sonucunu doğurabilir.

          4-CUMHURİYET BAŞSAVCI VEKİLİNİN ATANMA SORUNU
         Yasa gereği en kıdemli cumhuriyet savcısının Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcı vekili olması beraberinde bazı sorunları da gündeme getirebilir. Başsavcı vekili ataması bugüne kadar kararname ile gerçekleşmekte olup yeni sistem  atama tekniğine uygun olmayıp yüksek kurulun o yerdeki cumhuriyet savcılarının kıdemlerine bakarak atama yoluna gitmesi neticesini doğurur ki belki de ataması düşünülen cumhuriyet savcısının kıdeminden daha kıdemli olan cumhuriyet savcısının sırf bu nedenle o yerden başka yere tayin edilmesini bile gerektirebilir. Bu nedenlerle 5235 sayılı yasanın 30/2. maddesi kaldırılmalıdır.

          5-RAPORTÖR HAKİMLERE DUYULAN İHTİYAÇ
         Bölge Adliye Mahkemeleri kurulurken Yargıtay'ın çalışma sistemi model olarak alınmış iken raportörlük yapacak hakimlere yasada yer verilmemiştir. Mevcut sisteme göre dairede görevli üye hakimlere rapor tanzimi görevi verilmiştir. Üye hakimlerin sadece yargılama işiyle uğraşması, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi işlemlerinin bir başka görevli tarafından yapılmasının sağlanması Bölge Adliye Mahkemelerine gelmesi muhtemel iş miktarı nazara  alındığında  önem taşımaktadır.Bu nedenle üye hakimlerin ve savcıların yargılamayla doğrudan ilişkili olmayan kalem işlerinden ve ara kararlarının gereği yazılardan yazılmasından sorumlu olmamaları, bu gibi işlemlerden yazı işleri müdürlerinin sorumlu olmasının faydalı olabileceği, Hollanda istinaf yargısında olduğu gibi hukuk fakültesi mezunlarından oluşan hakim yardımcısı yada asistanı gibi bir birimin oluşturulması faydalı olacaktır.

          6-SANIK LEHİNE BAŞVURU HALİ
        Ceza Muhakemesi yasasında sanık lehine başvurma hâlinde verilecek hüküm başlığı altında 283/1. maddesinde istinaf yoluna sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz hükmüne yer verilmiştir. Bu madde hükmü yoruma açık bir şekilde düzenlenmiştir. Roma hukukunda “Reformasyon İmpeus” olarak bilinen aleyhte değiştirmeme mecburiyeti dile getirilmek istenmiş ancak kodifikasyon hatası yapılarak sanık kelimesinden önce gelmek üzere yalnızca veya sadece kelimelerinden biri eklenmemiştir. Zira bu haliyle hükmün hem sanık  hem de katılan tarafından istinaf kanunyoluna gidilmesi halinde ne olacaktır. Yasa metinden sanık lehine başvurulduğundan aleyhine olamayacak gibi bir yoruma neden olmaktadır. Uygulamada tereddütün hasıl olmaması için CMK'nun 307/4. maddesine benzer bir yasa değişikliğine ihtiyaç vardır.

          7-TEMYİZ KABİLİYETİ
        CMK'nun 286/2-g. maddesinde davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararların temyiz edilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Ancak bu madde bazı sakıncaları beraberinde getirmiştir. CMK'nun 223/3-4. maddelerinde hangi hallerde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilebileceği düzenlenmiştir. Özellikle yaş küçüklüğü ve meşru savunma ile ilgili hususların irdelenmesi gerekir. Örnek olarak 12-15 yaş grubunda bulunan ve nitelikli yağma suçundan yargılanan suça sürüklenen bir çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediğinin tıbbi bulgularla tespit edilmesi halinde hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilecektir. Aynı şekilde kasten insan öldürme suçundan sanık olan kişi hakkında meşru savunma hükümleri uygulandığında yine ceza verilmesine yer olmadığına karar verilecektir. Örneklerde verilen nitelikli yağma ve kasten insan öldürme suçları gibi müeyyidesi ağır ve toplumda önemli etki yaratan suçların temyiz incelemesi dışında bırakılması toplum vicdanı için yeterli olmayabilir ve bu nedenle ilgili madde metninden ceza verilmesine yer olmadığına cümlesinin çıkarılması ve temyiz yolunun açık hale getirilmesi faydalı olacaktır.

          8-SANIĞIN DURUŞMAYA GELMESİ
         CMK' nun 281/1-son. cümlesinde duruşma hazırlığı başlığı altında “tutuksuz sanığa yapılacak çağrıda kendi başvurusu üzerine açılacak davanın duruşmasına gelmediğinde davasının reddedileceği ayrıca bildirilir.” hükmü de istinaf yargısının ana ilkeleri ile çelişmektedir. Madde metninin gerekçesi incelendiğinde maddenin tekrar edildiği görülmektedir. Bu madde hükmü yerel mahkemede yürütülen bir özel hukuk davasını çağrıştırmaktadır. Madde hükmü değişmez ise istinaf yargısından beklenen amacın hasıl olmayacağı aşikardır.

         9-C.SAVCISININ DURUŞMAYA KATILMASI
        Bilindiği üzere ilk derece ceza mahkemelerinde ağır ceza mahkemesi hariç duruşmaya cumhuriyet savcısı katılmamaktadır. Her ne kadar geçici madde ile asliye ceza mahkemelerine katılım engellenmiş ise de istinaf yargılamasında da benzer bir düzenlemeye ihtiyaç olduğu düşünülmelidir. Bölge adliye cumhuriyet savcısı ilk derece mahkemesinden gelen dosya ile ilgili yazılı görüşünü zaten ilgili daireye bildirmekle görevli kılınmıştır. Ayrıca daire tarafından verilecek karara karşı da varsa eğer yasa yollarına gitme görev ve hakkı da verilmiştir. İstinaf yargısında cumhuriyet savcılarının bir de yoğun olarak duruşmalara girmesi asıl görevi kamu adına yazılı düşüncesini bildirme hususunda dosyaların başsavcılıkta birikimine neden olabilecektir.İlk derece mahkemelerinde uygulanan geçici madde ile soruşturmaların daha etkin yürütüldüğü müşahede edilmektedir.Bu nedenlerle en azından istinaf uygulamasının yerleşmesine kadar geçici bir madde ile sadece ağır cezalık dosyalarda cumhuriyet savcısının duruşmaya katılımı sağlanmalıdır.

       İstinaf yargısının yeni faaliyete geçtiği bu dönemde kararların kesinleşme sınırlarının başlangıçta yüksek tutulması, uygulamanın yerleşmesinden sonraki dönemde bu sınırların aşağı çekilmesi, bölge adliye mahkemeleri ile ilgili düzenlemenin 5235 sayılı yasadan çıkarılarak ve yapılması gerekli değişikliklerle birlikte müstakil bir yasa tanzimi ile kodifiye edilmesi de yararlı olacaktır.


                                                                                                                                   İLKER İLKILIÇ
                                                                                                                        KAYSERİ
HAKİMİ - 40196

  
17.2.2016 18:56:44

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim