Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Makaleler
0 Yorum

İstinaf mahkemesinin duruşma sonunda vereceği son kararlar (hüküm) nelerdir? - Ceza







CMK m. 282’ye göre, Duruşma açıldığında aşağıda gösterilen istisnalar dışında bu Kanunun duruşma hazırlığı, duruşma ve karara ilişkin hükümleri uygulanır…”


CMK’nın 282. maddesi ile BAM’ın duruşma evresi ve duruşmaya son veren hüküm-lerine ilişkin olarak CMK’nın “Duruşma” başlığı altında ki 182 ve 222 maddeleri ile “Duruşmanın sona ermesi ve hüküm” başlığı altında düzenlenen 223. maddesine yollama yapılmıştır.Dolayısıyla BAM duruşmalı yapılan yargılama sonucu duruşmanın sona erdiğini açıklar ve nihai karar vererek işten el çeker. İşte temyize açık olan bu kararlar “hüküm” niteliğinde ki son kararlardır.


Bu kararlar CMK m.223’ te gösterilmiştir:


a) Beraat kararı,


b) Ceza verilmesine yer olmadığı kararı,



c) Mahkumiyet kararı,


d) Güvenlik tedbirine hükmedilmesi kararı,


e) Davanın reddi kararı


f) Davanın düşmesi kararı


g) Adli yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik olarak verilen görevsizlik kararı.


Davayı sona erdiren kararlar kural olarak duruşma sonunda verilir. Ancak davanın reddi veya düşürülmesi, yargılamanın durması, görevsizlik, yetkisizlik ve maddenin yedinci fıkrasında tanımlanan derhâl verilmesi gereken beraat kararlarının, duruşma açıl-madan, duruşma hazırlığı aşamasında verilmesi olanağı vardır.


Bu ayırım aynı zamanda hüküm ve kararların tâbi oldukları kanun yolunun belirlen-mesinde de kolaylık sağlamaktadır. BAM’ın verdiği “hüküm”lere ilişkin kararlar için temyiz yolu ve bunların dışında kalan; “yargılamanın durması, adlî yargı içerisinde kalan görevsizlik, yetkisizlik ve hükmün geri bırakılması vb” kararlarına karşı da itiraz yolunun açık olduğu anlaşılmaktadır.


İstinaf mahkemesinin duruşma bitiminde vermiş olduğu kararı aslında yeni bir hükümdür. Zira CMK’nın 280/1-c maddesinde açıkça belirtildiği üzere dosya üzerinde “İnceleme” sonucu duruşma açılmasına karar vermekle ilk derece mahkemenin vermiş olduğu hükmün kaldırıldığı anlaşılmaktadır.


BAM bu hükmü tesis ederken “sadece sanık tarafından veya sanık lehine başvurulmuş olan hallerde” önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır cezaya hükmedemeye-cektir.(CMK m.283).


Her ne kadar madde metninde “sadece” veya “yalnız” ifadesi geçmemekte ise de bu düzenlemeyi “yalnız sanık lehine başvurulmuş olduğu hallerde” olarak anlamak gerekir. Çünkü aksi yorum istinaf yolunun amacına aykırı olacaktır. Kaldı ki aksi yorum aleyhe bozma yasağının ruhuna da aykırı olacaktır. Kısacası sanığın aleyhine olarak istinaf yolu-na başvurulduğunda, davaya yeniden bakacak olan BAM eskisinden daha ağır bir ceza verebilecektir.


Tabii ki bu kural cezanın türü ve süresi bakımından geçerlidir. Zira kazanılmış hak ilkesinin suçun niteliğine etkisi yoktur.


Bu açıklamalar sonrasında BAM hükümlerini hangi nedenlere dayalı olarak vereceği-ni ayrı ayrı açıklamakta fayda vardır:


1-Beraat Kararı Verilecek Haller (m.223/2);


Sanık hakkındaki beraat kararı ancak şu nedenlerden birisi ile verilebilir;


a)Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması: Suçun tipe uygunluk unsurunun bulunmaması halidir.


161

“…17 yaşında ki mağdureyi rızası ile alıkoyan sanığın ,5237 sayılı Yasanın 109. mad-desi anlamında hukuka aykırı bir davranışından söz edilemez…”63 bu içtihattan anlaşıldığı üzere 765 sayılı TCK’ nun 430/2 maddesine göre suç teşkil eden eylem 5237 sayılı yasanın 109. maddesine göre artık suç olmaktan çıkartılmıştır


b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması: yani sanığın atılı suçun faili olmadığının anlaşılması halinde beraat kararı verilir,


c) Yüklenen suç açısından sanığın kast veya taksirinin bulunmaması: (suçun manevi unsurunun oluşmaması - TCK’ nun 21,22 md), örneğin taksirle meydana gelen maddi hasarlı bir trafik kazasında sanığın başkasının malına zarar verme kastından söz edilemez. Dolayısıyla eylem hukuki uyuşmazlık niteliğindedir,


d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda hukuka uygunluk nedeninin bulunması: (suçun hukuka aykırılık unsurunun bulunmaması-TCK’ nun 24,25 md), örneğin “Meşru Savunma ”dır,


e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması: (delil yetersizliği nedeniyle verilen beraat kararıdır.)


Kararda, beraat kararının bu nedenlerden hangisine dayandığı gösterilmelidir.


2-Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verilecek Haller;


a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsiz-lik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,


b) Yüklenen suçun zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,


c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,


d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,


Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.


e) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;


aa) Etkin pişmanlık, 5237 sayılı TCK ile getirilen yeni bir kavramdır. Sanığın işlediği fiil suç olma özelliğini sürdürmesine karşın; işlediği suçtan pişman olarak aktif veya pasif bir eylemi ile pişmanlık göstermesi nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilebilir. (TCK nun 93/1 ; 192/1; 201/1 ; 201/2 ; 221 ; 254 ; 274/1 ; 275/1 ve 282/5) maddeleri örnek olarak gösterilebilir.


bb) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, TCK nun 22/6 (veya 167/1 veya 273/1 veya 283/3 veya 284/4)


cc) Karşılıklı hakaret ( m.TCK’ nun 129/3 ),


63 Y.5.CD. 21.09.2005, E.2003/6820-K2005/20109


162

dd) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı, dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hal-lerinde de, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir, (TCK’nun 145, veya 99/6 veya 129/1 veya 129/2)


3-Mahkumiyet Kararı:


Suç konusu eylemin sanık tarafından işlendiğinin yüzde yüz belliliğe ulaşması halinde, teknik tabirle, kanıtlanması halinde mahkumiyet kararı verilir.


TCK’ nun 45.maddesinde düzenlenen cezalar “Hapis” ve “Adli Para Cezası” dır.


4-Güvenlik Tedbiri Kararı:


Yüklenen suçun sabit olması halinde, belirli bir cezaya mahkumiyet yerine veya mahkumiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmedilebilir. Buna göre güvenlik tedbirine hükmedilmesi için suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olması gerekir. Hangi güven-lik tedbirine hükmedilebileceği TCK 53 ila 60 maddeleri arasında gösterilmiştir. Bunlar;


-Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması,(m.53)


-Müsadere , (m.54-55)


“ CMK madde 258 - (1) 256”ncı Maddeye göre verilecek hükümlere karşı Cumhuriyet savcısı, katılan ve 257 nci Maddede belirlenen kişiler için istinaf yolu açıktır.”


-Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri (m.56),


-Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri (m.57),


-Tekerrür (m.58),


-Sınır dışı edilme (m.59),


-Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri. (m.60)


Güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanması sulh ceza mahkemesinin görevindedir. Bu nedenle sulh ceza mahkemelerinin hükümleriyle ilgili bölge adliye mahkemelerinin her türlü kararı temyiz olunamaz (m.286/2-c),


5-Davanın Reddi Kararı:


Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık hakkında daha önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava var ise davanın reddine karar verilir. Eylemin aynı olup-olmadığı ve hukuki kesinti bulunup bulunmadığı hususları önem taşımaktadır.


İlk derece mahkeme evresinde , red kararına konu olabilecek bir davanın ya da verilmiş bir hükmün varlığı ileri sürülmemiş ya da mahkeme tarafından fark edilmemiş olabilir. Dolayısıyla BAM aşamasında da böyle bir davanın ya da verilmiş bir hükmün varlığı anlaşılırsa tabii ki davanın reddine karar verilmesi gerekir.



163

Davanın reddine karar verilmesi gerekli başka bir düzenleme ise CMK’nın m.281/1. fıkrasında açıklandığı üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak duruşma açıl-masına karar verilmesi sonrası verilen red kararıdır. Tutuksuz sanığın kendi başvurusu üzerine açılacak davanın duruşmasına gelmemesi ve mazerette bildirmemesi halinde davanın reddine karar verilir. Ancak red kararı verilmesi, mutlaka sanığın son bildirdiği adresine gönderilecek çağrı kağıdına gelmediği takdirde davasının( istinaf başvurusunun) reddedileceği hususunda şerh yazılması ile mümkün hale gelecektir. Elbette tutuklu sanık-ların başvurusu halinde duruşmaya gelmese de davanın reddine karar verilmesi mümkün değildir. Bu düzenlemenin amacı da duruşmanın uzamasının önüne geçmektir.


6- Davanın Düşmesi Kararı:


TCK nun da öngörülen düşme nedenlerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması halinde davanın düşmesine karar verilir.


Sanığın ölümü(TCK m.66) , genel af (TCK m.65), dava zamanaşımı (TCK m.66), (TCK m.68), şikayetten vazgeçme (TCK m.73/4), şikayet süresini geçirme (TCK m.73/3), uzlaşma (TCK m.73/8) ve önödeme (TCK m.75/2) hâllerinde, istinaf ve temyiz kanun yolları da dahil olmak üzere kovuşturmanın her aşamasında kamu davasının düşürülme-sine karar verilecektir.


Eğer soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmemesine rağmen gerçekleşmesi ihtimali var ise durma kararı verilir. Durma kararına karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir.


Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilemez.


7- Hükmün açıklanmasının ertelenmesi kararı :


5271 sayılı CMK’nın 5560 sayılı Kanunla değişik 231. maddesi ile bazı suçlar için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebileceği belirtilmiştir. BAM tarafından duruşma açılarak yapılacak yargılama sonucunda ilk derece mahkemesinin hükmüne paralel biçimde veya ondan farklı olarak bu yönde bir karar da verilebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı itiraza tabi bir karardır.

  
17.4.2016 08:53:29

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim